evren astronomi ile ilgili görsel sonucu

                                                                                                         

Pdf  kitapları okumak için

linkini tıklayınız

 

Mars Gezegeni - Uzay Araçları.pdf
Mars Kaşifleri.pdf

 

* Video *

 

Mars'ın yüzeyinden numune almayı çok isterdik
National Geographic - Mars'ta yaşam var mı?
Mars Mücadelesi
Göktaşı Çarpması
Bilim Kurgudaki Bilim - Göktaşı Çarpması (Belgesel)
NASA'dan tehlikeli deney - Dünya bir asteroid çarpmasına hazır mı?

     Yayın Tarihi: 01.05.2017

 

 

UZAY

NASA'dan tehlikeli deney: Dünya bir asteroid çarpmasına hazır mı?

 

Mars'a yolculuk programı ilerliyor mu?

UZAY 24/03/2017

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA, AIDA adlı bir programda daha önce hiç yapılmamış bir görev için birlikte hareket ediyor.

Uzay boşluğundaki büyük taş ve metal parçaları asteroidler üzerine çalışılan iki ajans “dünyaya çarpmak üzere olan bir asteroidi savuşturabilir miyiz” sorusuna yanıt arıyor.

Asteroidler bir felakete yol açma kapasitesine sahip. Küçük bir tanesi tüm bir şehri yok edebilir ya da daha büyüğü hepimiz için bir son demek olabilir. Bu farkında olunan ve araştırmacıların üzerinde çalıştığı bir tehdit.

Biri ABD diğeri Japonya merkezli iki programda asteroidlerden parça alıp incelenmek için çalışılıyor.

Patrick Michel Güney Fransa’da yer alan Cote d’Azur gözlemevinde ESA’ya bağlı görev yapan uzmanlardan.

 

 

“Bir asteroid gezegenlerimizi oluşturan briketlerden arta kalan küçük bir çakıl taşı gibi düşünülebilir. Bazıları tehlikeli olabilir. Büyük çoğunluğu Mars ile Jüpiter arasında yer oluyor ve biz buraya asteroid kuşağı da diyoruz. Ve onların bir bölümünün yolu dünyamızın yörüngesiyle de kesişiyor. Tehlike oluşturanlar da bunlar.

Bir asteroidin ancak 10 bin yılda bir çarptığı hesaplanıyor. Fakat sebep olabileceği zararın büyüklüğü sebebiyle yine de ciddiye alıp üzerinde çalışmak gerekiyor. Lotodaki gibi çıkma şansı çok çok düşüktür evet ama sonuçta çıkanlar olduğu da bir gerçek…

Tehdit giderek daha büyük göründükçe dünyanın çeşitli uzay ajansları da konuyla ilgili çalışıyor.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın işbirliği yaptığı AIDA programının yöneticisi Ian Carnelli:

“AIDA bence Rosetta’nın en zorlu görevlerinden biri. Kinetik bir darbe ölçme tekniğiyle ilk kez bir yumuşatma çalışması yapıyoruz ve bu şekilde bir asteroid çarpması durumunu bertaraf etmeyi umuyoruz. ESA ve NASA bunun için birlikte çalışıyor.

Programın şu şekilde işlemesi planlanıyor: ESA’nın AIM uzay aracı 2020 yılında Didymoon adlı uydu tarafından izlenen Didymos adlı asteroid sistemine konuşlanacak. Bu uyduyu 6 ay süresince izleyip kayıt yapacak. 6 ay sonunda ise NASA’nın DART adlı uzay aracı Didymoon’a çarpacak ve AIM de bunu da kayıt altına alacak.

Carnelli büyük bir çarpışma olmasını bekliyor:

“DART saniyede 6 kilometre hızla çarpacak. AIM de etkisinden korunabilmek için 100 km mesafeden çekim yapacak. DART’ın çarpmasıyla beklentimiz ana asteroidin uıydusunun hızını saniyede yarım milimetre kadar değiştirmesi. Bu tabii çok küçük fakat zaman içerisinde kayda değer bir etki yapacak. 11 saatte 10 dakika kadar geciktirecek ve bu da çok net izlenebilecek bir fark olacak.”

Fakat bunun öncesinde öğrenilmesi gereken çok şey bulunuyor.

ESA’in Hollanda’daki teknik merkezinde de AIM’in asteroide ulaştığında olacakların simülasyonu yapılıyor.

Projede görevli kontrol mühendisi Irene Huertas en somut bilgimiz Didymoon’un büyük asteroidin uydusu olması” diyor:

“Şu anda neler olacağına dair kabaca, ham bir bilgimiz ve planımız var. En geçerli olan ifade “aşağı-yukarı” ve olay anına kadar da tam olarak neler olacağını bilemeyeceğiz. Daha karanlıkta kalan ya da daha aydınlık, daha sert, kayalık ya da çok yumuşak yüzeyi olan ya da ikisine de sahip olan, tüm bunların olduğu asteroidlerde çekim yapabiliriz. Daha karanlık bir uydu daha aydınlık bir ana küre demek.”

Huertas uzay aracının kamerasıyla ilgili ki bu da yapılacak kaydın ana unsurlarından.

“AIM çarpışmadan sonra görüntü almaya devam edecek. Sonrasında neler olduğunu görüp bize iletecek. Öncesi ve sonrası şeklinde… Bu küçük uydunun yörüngesini nasıl etkilediğimizi göreceğiz.

Bu ikili asteroid sistemi dünyanın yakına geldikleri için seçildi. Gezegenimiz için bir tehdit teşkil etmiyorlar. Fakat aynı ebada sahip başka gök cisimleri dünyaya yönelirse tehlikeli olabilecek:

Didymoon’un çapı 163 metre. Bu ilginç bir ebat. Öyle ki bu büyüklükte bir gök cismi dünya üzerinde çarptığı yer dışında da zarara yol açabilir. Okyanusa düşerse tsunamiye yol açabilir. Tabii yerleşim yerine de düşebilir. Bu önemli bir asteroid tipi.”

Nice’te görevli uzman Patrick Michel ise deneysel olması yönüyle de görevin öneminin altını çiziyor ve “farklı simülasyonlar yapmıştık fakat halen dünyaya yönelen bir asteroidi yolundan saptırabileceğimizden emin değiliz” diyor:

“Bir cismin vereceği tepki, onun iç yapısıyla doğrudan ilgili. Hedefinizin bir sünger olmasıyla metal olması halindeki reaksiyonlar aynı olmayacaktır. AIM sayesinde bu cismin kimyası hakkında da tam bilgi sahibi olacağız daha gerçekçi bir simülasyon imkanı bulacağız ve sonuçlarını da çok daha iyi değerlendirebileceğiz.

Asteroidler ciddiye alınması gereken tehditler. Kısa vadede endişe duymamızı gerektiren bir durum görünmese de bunlar daha önceden öngörebileceğimiz ve bir şeyler yapabileceğimiz tek tehdit konumundalar.”

Asteroid saptırma misyonlarının sürmesi planlanıyor. Bunların sonucunda da dünyaya yönelebilecek muhtemel bir tehditten kurtulmakta uzmanlaşmak hedefleniyor.

Mars’a yolculuk programı ilerliyor mu?

Space’in bu bölümünün tek konusu asteroidler değil. ESA’in Mars’a dönük çalışılan ExoMars programında gelinen noktayı da Paris Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi görevlilerinden Francois Forget anlatıyor. Forget’nin uzmanlık alanı Mars’ın iklimi ve atmosferi.”

“Maalesef Schiaparelli’nin Mars yüzeyine inişi planlanandan sert oldu. Halbuki daha önce kullanılmayan manyetik alan tekniğiyle günler boyunca süren ölçümler yapılmıştı. Bu çarpma araştırmacılar için hayal kırıklığı oldu.

 

 

 

Neyse ki ExoMars 2017 programının en önemli kısmı Trace Gas Orbiter’da, uyduda geçiyor. Kameralı bir alet ve yüzeyde yaşananları, sis bulutlarını, toz fırtınalarını tüm yönleriyle inceleyip bize iletiyor.

Burada amaç sadece meteorolojik ölçüm yapmak değil. İçeride neler olup bittiğini de öğrenmek istiyoruz. Hala aktif volkanik hareketler var mı? Derinliklerde biyolojik bulgular elde edilebilecek mi? Binlerce metre derinliğe kadar bilgi edinmeyi ve volkanik hareketler sonucu uzaya saçılan moleküller varsa bunları da tesbit etmek istiyoruz. Çok hassas spktrometrelerle çok zayıf miktarları dahi ölçme imkanına sahibiz.”

Uzayla ilgili diğer programları www.euronews.com internet sitemizde “space” bölümünde izleyebilirsiniz.

 

Aşağıda size  Mars a giden EXOMARS uydusunun hatalı inişi sonunda

NASA merkezi ve inişi Gerçekleştiren ekip arasındaki

Konuşmaları sunuyoruz

Aynı konuşmaları video olarak  s01_01 – Mars Destination videosunda dinleyebilirsiniz

 

 

Avrupa Mars’a ilk kontrollü inişini gerçekleştirdi. ExoMars uydusu ise bir yaşam izine rastlamak için Kızıl gezegenin etrafındaki yörüngesine oturdu.

 

Jeremy Wilks, euronews:

Space’in Almanya’daki Avrupa Uzay Ajansı’ndan gerçekleştirdiğimiz yeni bölümüne hoşgeldiniz. Amacımız ExoMars hakkında daha derinlemesine bilgi alabilmek. Uzay aracı TGO ve iniş aracı Schiaparelli son günlerde araştırmacılara heyecanlı anlar yaşattı. İstikamet Mars’ta bu macerayı yıl boyunca takip ettik. Projede gelinen son noktaya bakmadan önce, Exomars’ın ‘Kızıl Gezegen’e inişi sırasında neler yaşandığına bir göz atalım.”

Geçtiğimiz Mart’ta ExoMars, Baykonur Uzay Üssü’nden Mars gezegenine doğru yola çıktı. Amaç, Mars atmosferinde metan gazına rastlamaktı. Kızıl gezegeni inceleyecek ve fotoğraflarını çekecek uzay gemisi TGO, yörüngesine oturmayı başardı.

 

Fakat aynı başarı iniş aracı Schiaparelli ile yakalanamadı.

 

Bilim dünyasının bu “mega star“ı, Mars’ın yüzeyine başarılı bir iniş gerçekleştirmeyi umuyordu.

 

Fakat Mars planları alt üst etti. Uzay aracından ilk olarak olumlu bir sinyal alındı. Fakat daha sonra bağlantı bir anda koptu. Planda olmayan bir şeyler yaşanmıştı.

 

Ertesi gün durum netleşmeye başladı. Schiaparelli inişini yapmış fakat zeminle temastan önce işler yolunda gitmemişti.

Sorun bilgisayar programında mı, füzelerde mi yoksa paraşütte mi yaşanmıştı?

 

 

 Alan Boyle @b0yle

What went wrong with #Schiaparelli @ESA_EDM lander? Signs point to parachute: http://www.geekwire.com/2016/schiaparelli-mars-lander-parachute/ …

7:30 PM - 20 Oct 2016

  36 36 Retweets   27 27 likes

Jeremy Wilks, euronews:

Schiaparelli Mars yüzeyi üzerindeydi ama istenilen şekilde iniş yapamadı. Operasyon takımından Andrea Accomazzo ve Bilim takımından Stephen Lewis ile birlikteyim. Andrea, ne olduğunu biliyor muyuz?

 

Andrea Accomazzo Avrupa Uzay Ajansı Güneş ve Gezegen Operasyonları Misyon Başkanı:

“İşlerin neden ters gittiğini tam olarak bilmiyoruz. Uçuşumuzun büyük bir kısmını oluşturan başlangıç, yüksek hızlanma ve paraşüt bölümlerini tam anlamıyla algılayabiliyoruz. Sadece paraşütün açıldığı final bölümünde geri iticilerin ateşlenmesiyle yaşananları şimdilik anlayabilmiş değiliz. Bu sorunu çözmek için tüm verilere sahibiz. Daha net bir tablo ortaya çıkarmak için çalışmayı sürdürüyoruz.”

 

euronews:

“Mars’a inebilme potansiyelimiz konusunda bu ne anlama geliyor? Çünkü başarısız olduk.

 

Andrea Accomazzo Avrupa Uzay Ajansı Güneş ve Gezegen Operasyonları Misyon Başkanı:

“Aslında bu, gelecek misyonlarda kullanılmak üzere hazırlanan anahtar teknolojilerin geliştirilmesi için bir test. Ama yine de sorunun kaynağı aracın bilgisayarlarına ulaşan teknoloji enformasyonları mı, yoksa kullanılan teknolojinin uygun olmaması mı bilmiyoruz.”

 

euronews:

Stephen, bu sonuç sizi mutlu mu etti, yoksa hayal kırıklığı mı yarattı?

 

Open University Eğitim ve Araştırma Merkezi Dr. Stephen Lewis:

“Şu anda tüm bu duygular birbirine karışmış durumda. Mars yüzeyine dair verilerden bir miktar elde edebilmeyi çok isterdik. Ama aslında AMELIA deneyimi, sanki içinde uçabiliyormuşuz gibi atmosferin yoğunluğunu ve yapısını anlamış olmaktan ibaret. Ve sadece sonuncu etap dışında tüm bu veriler sonuçta bize geri gelecek. Yani, elde etmeyi beklediğimiz bilimsel verilerin neredeyse tamamını almış olacağız.”

 

euronews:

“Katılımınız için teşekkürler. Schiaparelli, ExoMars projesinin tabii ki küçük bir parçası. Ayrıca uzay aracının (Trace Gas Orbiter (TGO)) kızıl gezegenin yörüngesine oturduğuna ve metan aramalarına başlayabileceğine dair olumlu haberler geliyor. Peki bu araştırma neden bu kadar önemli?

 

Prof. Ann Carine Vandaele Belçika Kraliyet Enstitüsü Nomad Araştırma Bölümü Başkanı:

“Yeryüzünde metan hayat ile doğrudan bağlantılı. Bu sebeple Mars’ta metana rastladığımıza göre şu anda sorulacak soru Mars’ta hayat olup olmadığı.

 

Prof. Nicolas Thomas, Bern Üniversitesi, Cassis Araştırma Bölümü:

“Volkanik mekanizmaların metan gazı üretebildiğini biliyoruz. Ve bu özel durumda, bunun hayatın oluşmasındaki rolü çok düşük. Metan gazına bir buza sıkışmış şekilde de rastlayabilirsiniz. Tekrarlamak gerekirse, bunun şu andaki hayatla alakası yok.”

 

Prof. Ann Carine Vandaele Belçika Kraliyet Enstitüsü Nomad Araştırma Bölümü Başkanı:

“Metan gazını bulmadaki temel sorun onun farklılaşıyor olabilmesi. Bu sebeple bazıları bu gazı ekvator, diğerleri ise kutup yakınlarında doğru ölçebildi. Yani bu gazı tespit etme sorunu yaşıyoruz. Bilmediğimiz şey ise gaza sadece bazı bölgelerde belirli dönemlerde rastladığımız.

 

 

 Vishnu Reddy @moonyguy

Dr Ann Carine Vandaele talking about @ESA_ExoMars at #DPSEPSC press conference

10:19 PM - 19 Oct 2016

  Retweets   1 1 like

Prof. Nicolas Thomas, Bern Üniversitesi, Cassis Araştırma Bölümü:

“Hayatın atmosferde kısa ömürlü gaz izleri bıraktığını kanıtlamak çok zor olacak.”

 

euronews:

“Mars’ta metan gazı bulmanın ne kadar zor olduğunu öğrendik. TGO uzay aracında bulunan NOMAD aygıtı üzerinde Ann Carine Vandaele ile çalışan Manish Patel yanımızda. Metan aramak doğru yol mu?

 

Prof. Manish Pattel, Open University Eğitim ve Araştırma Merkezi Dr. Stephen Lewis:

“Metan temel gazlardan biri. Tüm dikkatleri üzerinde topluyor. Örneğin bir metan tabakasına rastladığımızda yapmamız gereken şey onu takip etmek, haritasını çıkarmak ve nereye gittiğini incelemek. Nereden geldiğini ortaya çıkarmaya çalışmak. Ardından da dönüp, örneğin uzay aracındaki kamerayla ona bakmak. Gazın bulunduğu yerden bir görüntü almak ve bu metan kaynağını açıklayacak ilgi çekici jeolojik özelliklerin olup olmadığını ortaya çıkarmak. Bu kanıtların hepsini bir araya getirerek ve tüm sonda araçlarını kullanarak Mars’taki metan gazının varlığı üzerindeki bilinmezlik perdesini aralamayı umuyoruz.”

 

Physical Sciences @OUPhysSci

Life on Mars? listen to our Dr Manish Patel talking about it http://www.bbc.co.uk/programmes/b07x19lp … #OUSpaceMonth

1:18 PM - 17 Oct 2016

Photo published for Life on Mars? Quantum Gravity. The deep origins of bird song, BBC Inside Science - BBC Radio 4

Life on Mars? Quantum Gravity. The deep origins of bird song, BBC Inside Science - BBC Radio 4

New mission searching for signs of life on Mars about to arrive at the Red Planet

 

 

 

 

 

 

 

NASA dev bir göktaşının 19 Nisan'da gezegenimize yakın bir noktadan geçeceğini açıkladı Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2014 JO25 adı verilen göktaşının Dünya'ya yakın bir noktadan geçeceğini duyurdu.

 

NASA'dan konuyla ilgili yapılan açıklamada göktaşının çapı 640 metre ila 1.4 km arasında değiştiği bilgisine yer verildi. Aynı açıklamada 19 Nisan'da gezegenimizin yayından geçecek olan cisimin Dünya'ya uzaklığının 1.7 milyon kilometre olacağı bilgisinin de altı çizildi.

 

Uzayın büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu mesafenin yakın olarak belirtilebileceğinin altını çizen astronomlar, çapı 100 metreden büyük olan cisimleri "potansiyel tehlike" olarak nitelendiriyor. Peki gezegenimiz olası bir asteroid çarpmasına kadar ne kadar hazırlıklı? Hollywood filmlerinin en popüler konularından biri olan bu senaryoya cevap NASA'dan gelmişti. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi, NASA'ya göre, böylesi bir durumda geleceğimiz hiç de parlak değil.

 

SÜRPRİZ BİR ASTEROİDE MÜDAHALE EDECEK

 

Gezegenimizin göktaşı çarpmasına karşı hazır olmadığı uyarısında bulunan NASA çalışanı Dr Joseph Nuth, American Geophysical Union'ın toplantısında yaptığı konuşmada sürpriz bir asteroide müdahale edecek sürenin olmayabileceğinin altını çizmişti.

 

En büyük sorunun insanlığı böyle bir durumda ne yapacağına dair kesin bir yol haritasının bulunmaması olduğunu belirten Nuth, bu denli bir riskin her an gerçekleşebileceğinin altını çizmiş ve bir de öneride bulunmuştu.

 

Nuth'a göre, bu riski ortadan kaldırmanın en garanti yolu uzaya tek görevi gezegenimize çarpması muhtemel asteroidleri inceleyecek bir araç göndermek.

 

Yeterli ödeneğin ayrılması durumunda bu aracın bir yıl içinde göreve başlayabileceğini belirten Nuth, söz konusu aracın gezegenimize çarpma olasılığı olan asteroidleri durdurabilecek kapasitede de olacağını sözlerine eklemişti.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA, AIDA adlı bir programda daha önce hiç yapılmamış bir görev için birlikte hareket ediyor.

 

Uzay boşluğundaki büyük taş ve metal parçaları asteroidler üzerine çalışılan iki ajans “dünyaya çarpmak üzere olan bir asteroidi savuşturabilir miyiz” sorusuna yanıt arıyor.

 

Asteroidler bir felakete yol açma kapasitesine sahip. Küçük bir tanesi tüm bir şehri yok edebilir ya da daha büyüğü hepimiz için bir son demek olabilir. Bu farkında olunan ve araştırmacıların üzerinde çalıştığı bir tehdit.

 

Biri ABD diğeri Japonya merkezli iki programda asteroidlerden parça alıp incelenmek için çalışılıyor.

 

Patrick Michel Güney Fransa’da yer alan Cote d’Azur gözlemevinde ESA’ya bağlı görev yapan uzmanlardan.

 

“Bir asteroid gezegenlerimizi oluşturan briketlerden arta kalan küçük bir çakıl taşı gibi düşünülebilir. Bazıları tehlikeli olabilir. Büyük çoğunluğu Mars ile Jüpiter arasında yer oluyor ve biz buraya asteroid kuşağı da diyoruz. Ve onların bir bölümünün yolu dünyamızın yörüngesiyle de kesişiyor. Tehlike oluşturanlar da bunlar.

 

Bir asteroidin ancak 10 bin yılda bir çarptığı hesaplanıyor. Fakat sebep olabileceği zararın büyüklüğü sebebiyle yine de ciddiye alıp üzerinde çalışmak gerekiyor. Lotodaki gibi çıkma şansı çok çok düşüktür evet ama sonuçta çıkanlar olduğu da bir gerçek…

 

Tehdit giderek daha büyük göründükçe dünyanın çeşitli uzay ajansları da konuyla ilgili çalışıyor.

 

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın işbirliği yaptığı AIDA programının yöneticisi Ian Carnelli:

 

“AIDA bence Rosetta’nın en zorlu görevlerinden biri. Kinetik bir darbe ölçme tekniğiyle ilk kez bir yumuşatma çalışması yapıyoruz ve bu şekilde bir asteroid çarpması durumunu bertaraf etmeyi umuyoruz. ESA ve NASA bunun için birlikte çalışıyor.

 

Programın şu şekilde işlemesi planlanıyor: ESA’nın AIM uzay aracı 2020 yılında Didymoon adlı uydu tarafından izlenen Didymos adlı asteroid sistemine konuşlanacak. Bu uyduyu 6 ay süresince izleyip kayıt yapacak. 6 ay sonunda ise NASA’nın DART adlı uzay aracı Didymoon’a çarpacak ve AIM de bunu da kayıt altına alacak.

 

Carnelli büyük bir çarpışma olmasını bekliyor:

 

“DART saniyede 6 kilometre hızla çarpacak. AIM de etkisinden korunabilmek için 100 km mesafeden çekim yapacak. DART’ın çarpmasıyla beklentimiz ana asteroidin uıydusunun hızını saniyede yarım milimetre kadar değiştirmesi. Bu tabii çok küçük fakat zaman içerisinde kayda değer bir etki yapacak. 11 saatte 10 dakika kadar geciktirecek ve bu da çok net izlenebilecek bir fark olacak.”

 

Fakat bunun öncesinde öğrenilmesi gereken çok şey bulunuyor.

 

ESA’in Hollanda’daki teknik merkezinde de AIM’in asteroide ulaştığında olacakların simülasyonu yapılıyor.

 

Projede görevli kontrol mühendisi Irene Huertas en somut bilgimiz Didymoon’un büyük asteroidin uydusu olması” diyor:

 

“Şu anda neler olacağına dair kabaca, ham bir bilgimiz ve planımız var. En geçerli olan ifade “aşağı-yukarı” ve olay anına kadar da tam olarak neler olacağını bilemeyeceğiz. Daha karanlıkta kalan ya da daha aydınlık, daha sert, kayalık ya da çok yumuşak yüzeyi olan ya da ikisine de sahip olan, tüm bunların olduğu asteroidlerde çekim yapabiliriz. Daha karanlık bir uydu daha aydınlık bir ana küre demek.”

 

Huertas uzay aracının kamerasıyla ilgili ki bu da yapılacak kaydın ana unsurlarından.

 

“AIM çarpışmadan sonra görüntü almaya devam edecek. Sonrasında neler olduğunu görüp bize iletecek. Öncesi ve sonrası şeklinde… Bu küçük uydunun yörüngesini nasıl etkilediğimizi göreceğiz.

 

Bu ikili asteroid sistemi dünyanın yakına geldikleri için seçildi. Gezegenimiz için bir tehdit teşkil etmiyorlar. Fakat aynı ebada sahip başka gök cisimleri dünyaya yönelirse tehlikeli olabilecek:

 

Didymoon’un çapı 163 metre. Bu ilginç bir ebat. Öyle ki bu büyüklükte bir gök cismi dünya üzerinde çarptığı yer dışında da zarara yol açabilir. Okyanusa düşerse tsunamiye yol açabilir. Tabii yerleşim yerine de düşebilir. Bu önemli bir asteroid tipi.”

 

Nice’te görevli uzman Patrick Michel ise deneysel olması yönüyle de görevin öneminin altını çiziyor ve “farklı simülasyonlar yapmıştık fakat halen dünyaya yönelen bir asteroidi yolundan saptırabileceğimizden emin değiliz” diyor:

 

“Bir cismin vereceği tepki, onun iç yapısıyla doğrudan ilgili. Hedefinizin bir sünger olmasıyla metal olması halindeki reaksiyonlar aynı olmayacaktır. AIM sayesinde bu cismin kimyası hakkında da tam bilgi sahibi olacağız daha gerçekçi bir simülasyon imkanı bulacağız ve sonuçlarını da çok daha iyi değerlendirebileceğiz.

 

Asteroidler ciddiye alınması gereken tehditler. Kısa vadede endişe duymamızı gerektiren bir durum görünmese de bunlar daha önceden öngörebileceğimiz ve bir şeyler yapabileceğimiz tek tehdit konumundalar.”

 

Asteroid saptırma misyonlarının sürmesi planlanıyor. Bunların sonucunda da dünyaya yönelebilecek muhtemel bir tehditten kurtulmakta uzmanlaşmak hedefleniyor.

 

Mars’a yolculuk programı ilerliyor mu?

 

Space’in bu bölümünün tek konusu asteroidler değil. ESA’in Mars’a dönük çalışılan ExoMars programında gelinen noktayı da Paris Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi görevlilerinden Francois Forget anlatıyor. Forget’nin uzmanlık alanı Mars’ın iklimi ve atmosferi.”

 

“Maalesef Schiaparelli’nin Mars yüzeyine inişi planlanandan sert oldu. Halbuki daha önce kullanılmayan manyetik alan tekniğiyle günler boyunca süren ölçümler yapılmıştı. Bu çarpma araştırmacılar için hayal kırıklığı oldu.

 

Neyse ki ExoMars 2016 programının en önemli kısmı Trace Gas Orbiter’da, uyduda geçiyor. Kameralı bir alet ve yüzeyde yaşananları, sis bulutlarını, toz fırtınalarını tüm yönleriyle inceleyip bize iletiyor.

 

Burada amaç sadece meteorolojik ölçüm yapmak değil. İçeride neler olup bittiğini de öğrenmek istiyoruz. Hala aktif volkanik hareketler var mı? Derinliklerde biyolojik bulgular elde edilebilecek mi? Binlerce metre derinliğe kadar bilgi edinmeyi ve volkanik hareketler sonucu uzaya saçılan moleküller varsa bunları da tesbit etmek istiyoruz. Çok hassas spktrometrelerle çok zayıf miktarları dahi ölçme imkanına sahibiz.”