Yayın Tarihi: 01.01.2018

Pdf

CERN Nedir
CERN Yanlışlar - doğrular (NTV Kerem Cankoçak )
Parçacık Fiziği
CERN Boğaziçi Halk Toplantıs

 

Video

CERN Deneyi Neleri Değiştirecek - Tanrı Parçacığı - Caner Taslaman - Cihan Saçlıoğlu
CERN'de Ne Bulundu?
Parçacık Fenomenolojisi ve CERN Deneyleri (Dr. Şeyda İpek (Fermi Lab)
CERN'deki Araştırmalar (Teke Tek Özel - 15 Ekim 2017)

 

CERN Deneyi 2017 Nihayet Sonuçlandı - Son Durum, CERN ve Tanrı Parçacığı Hakkında Tüm Detaylar

 

Aslında bir çok kişi uzun zaman önce takip etmeyi bıraktı ancak CERN deneyi her zaman gizemini korumayı başarmış bir girişimdir. Sonuçlandı sonuçlanacak derken nihayet 2017 yılının sonlarına geldiğimiz şu günlerde deney sona erdirildi.

 

Yazımıza CERN hakkında ufak bilgiler verip hafızamızı tazeleyerek başlayalım. Bilakis konudan hiç haberi olmayan arkadaşlar için de faydalı olacaktır.

 

Öncelikli amacı "karşıt madde" denen ve bir diğer adıyla "higgs bozonu" olarak adlandırılan şeyi bulmak olan bu deney, uzun yıllardan beri devam ediyor.

 

Bu kayıp maddeleri bulduktan sonra amaçları ne olacak bu bilim insanlarının derseniz, hayatın ve varoluşun sırrını çözmek istediklerini belirtebiliriz.

 

Anlayacağınız üzere bu kayıp maddeye bir bakıma "yaşam parçacığı" da deniyor. Deney, İsviçre - Fransa arasında bir yerlerde yerin altında kurulan büyük bir laboratuvar içerisinde gerçekleştirildi.

 

Bu laboratuvardaki bilim insanları, Dünya'nın Big Bang (büyük patlama) ile oluştuğuna inandıkları için, bunu yapay bir şekilde canlandırmaya ve böylece evren var olduğundan beri orada olduğu düşünülen karşıt maddeye ulaşmaya çalışıyorlardı.

 

Yaklaşık olarak 1990'lı yılların başında CERN için hazırlıklar başladı ve tam olarak 2008 yılında deney başlangıcı verdi.

 

Yapılan açıklama neticesinde de 2017 yılında resmi olarak sonlandırılmış bulunuyor.

 

Big Bang Deneyi Nasıl Yapılıyor?

Kilometrelerce uzunluktan oluşan bir tünel içerisinde mümkün olan son hızda çarpıştırılanatomlar ile deney yıllardır tekrarlanıyor.

Bundan önce basına verilen demeçlerde amaçlarının bu çarpıştırmayı daha da hızlandırmak olduğunu defalarca söylediler ve uzun süre de bu olay böyle devam etmiştir.

 

Deneyde kullanılan, tünel dediğimiz ve tam olarak 27 kilometre uzunluğunda olan şeyin adı da "büyük hadron çarpıştırıcısı" olarak verilmiştir.


 

        Sanırım bu kadar hatırlatma yeter. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için çok önceleri blogda yayımlanan şu yazıya göz gezdirebilirsiniz

Kısaca CERN deneyi; onlarca bilim adamının, 27 kilometre uzunluğunda bir tünel içerisinde atomları saniyede onlarca kez ve yüksek hızda çarpıştırarak karşıt maddeyi veya diğer adıyla karanlık maddeyi bulma ümidiyle yola çıktığı bir deneydir. Deneyin sonucunda ise hayatın kaynağını bulmayı, evrenin nasıl meydana geldiğini öğrenmeyi amaçlamışlardır.

Şimdi geçelim CERN deneyinin nasıl sonuçlandığına.

 

Hata: 404 - Higgs Bozonu Bulunamadı

 

En basit haliyle, CERN'den gelen cevap şuydu: "Evrenin nasıl var olduğunu anlayamıyoruz!"

Pek tabi uzun yıllar süren uğraşların ve harcanan milyarlarca doların üstüne basit bir sonuç gibi görünüyor bu ancak ardından verilen ikinci cevap daha da beter: "Aslında var olmaması gerekiyordu!"

Şakayı bir kenara bırakıp, sonucu doğrudan anlatmaya geçelim.

 

 

CERN Deneyi Sonucu 2017

 

Deneyde yer alan bilim insanları yaptıkları açıklama ile evrenin nasıl var olduğuna akıl erdiremediklerini ve yaptıkları araştırmaların hiç birisinin net bir sonuca bağlanmadığını belirtti. Aslına bakarsanız, deneyin sonucu olarak "evren aslında hiç var olmamalıydı!" noktasına vardılar.

 

Bu noktaya da şuradan yola çıkarak ulaştılar: Antimadde ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra kendi kendini yok ediyor. Ancak evren oluştuktan sonra neden kendini yok etmemiş anlayamadık. Bu sebeple onun hiç var olmamış olması gerektiği sonucuna ulaştık. (dalga değil gerçek)

 

Araştırmalar madde ve karşıt maddenin birbiriyle tamamen aynı olduğunu gösterdiği halde bu sonuca ulaşılmasının yanıtı olarak da "bu evrenin nasıl var olduğuna ve neden hala yok olmadığına büyük bir gizem katıyor" cevabını iletmişler. (yok yok vallahi dalga geçmiyorum tamamen bunu söylediler)

 

Sonuç: Dünya Kendini Yok Etmeli (veya çoktan etmiş olmalıydı)

 

CERN'in ulaştığı sonuca göre Evren (bir bakıma Dünya'mız) şuana kadar çoktan kendini yok etmeliymiş. Söyledikleri bir diğer cümle de şu şekilde: "Evrenin neden kendini yok etmediğini bilemiyoruz?"

 

Sonuç olarak (yazı içerisinde çok fazla sonuç kelimesi geçirdik galiba ama en azından CERN'in ulaştığı sonuçtan daha net bir sonuçtur diyelim) büyük bir ümitle beklenen, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nin yaptığı ATLAS deneyi, saçma sapan bir finalle ekranlara veda etti.

 

Bir takım mecralar da komplo teorilerinden geri kalmadı ve hala "higgs bozonu" bulundu ve bizden saklıyorlar şeklinde iddia edenler mevcut.

 

Cern Deneyinin Gerçek Amacı Nedir?

 

Cern, dünyadaki en büyük parçacık fiziği laboratuarı. Cern’de çalışan fizikçiler, son deneyleri sayesinde yeni buluşlar yapabileceklerini söylüyorlar. En sık ifade ettikleri sözlerden biri; “Bu enerji seviyesi yeni fizik buluşlarının önünü açan kapı olacaktır”..”Büyük Hadron Çarpıştırıcısı.” İngilizce kısaltılmışı “LHC.” Yerin 100 metre altında. Yarı çapı 27 kilometre. Çevresinde çok kuvvetli ve -271.3 derece soğuklukta dev mıknatıslar var. Yılda 15 milyon gigabayt veri toplaması beklenen deneyde, çarpıştırıcının içinde proton parçacıkları büyük bir enerjiyle çarpıştırılıyor. Deney başarıya ulaştığı takdirde dünyanın başlangıcına sebep olan büyük sır keşfedilecek ve kütlenin özü olarak kabul edilen Higgs bozonunun varlığı kanıtlanacak. Dünyadaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu öne süren “süpersimetri teorisi” kanıtlanacak.

 

cern

 

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) belki de insanlık tarihinin en önemli denemesi yapılıyor. Evrenin oluşum anı olduğu kabul edilen Büyük Patlama’yı (Bing Bang) laboratuar ortamında gerçekleştiriyorlar.

Evrenin yaratılış anına tanıklık etmek istiyorlar ve varlığın temeli kabul edilen ilahi parçacığı yani Higgs Bozonunu.  Big Bang teorisine göre varlığın başladığı nokta burası. O parçacık da adeta bir tanrı. Bir yaratıcı…

bildiğimiz ve bilemediğimiz her şeyin başlangıç noktası. Big Bang evrenin “yok” iken “var” hale gelmesine ilişkin bir teoridir. Buna göre, evrenin bir başlangıcı vardır ve bu başlangıç Big Bang adı verilen bir “Büyük

Patlama” ile gerçekleşmiştir. Teoriye göre, evrenin tüm materyali yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktada toplanmıştı. Bu tek nokta sonsuz bir yoğunluk ve sonsuz bir ısı anlamına geliyordu. Ama bir hacmi yoktu. İ

şte Büyük Patlama’dan önceki bu dönem evrenin olmadığı, herşeyinyok”olduğu dönemdi. Teoriye göre, büyük bir patlama ile sonsuz yoğunluktaki birikim büyük bir hızla dağılmaya başladı. Bir başka deyişle evren

“yok” iken, “varolmaya” doğru yola çıktı. Bazıları Allah’ın evreni Big-Bang ile yarattığına ve serbest bıraktığına inanır. Onlara gore Allah ilk hareketi yaratmıştır.

 

Bu deneyler kuantum fiziğinde varlığı teorik olarak kabul edilen fakat bugüne kadar gözlemlenememiş bazı parçacıkların gözlemlenebilmesi için yapılıyor. Atomaltı dünyasının nesnelerine yani atomdan küçük nesnelere

 parçacık deniyor. Bildiğimiz en eskileri bize okulda öğretilen proton, nötron ve elektron. Fakat artık bunları oluşturan daha küçük parçalar olduğu kabul ediliyor, bunlara quark deniyor. Ayrıca madde olmayan şeylerin, enerjilerin, dalga boylarının da en küçük temel taşları olan çok çeşitli parçacıklar var. Örneğin ışığınkine foton deniyor. İlginç olan, bu parçacıkların bildiğimiz fizik kurallarına uymaması, zaman zaman onları ihlal edebilmesi. Bu tuhaf yaratıklar ışıktan hızlı gidebiliyorlar, zamanda yolculuk edebiliyorlar, aynı anda iki yerde, hatta birçok yerde olabiliyorlar. Bu yüzden onları inceleyen ayrı bir fizik dalı var: kuantum fiziği.  Bu dalda elde edilen sonuçlar bilimin tüm alanlarını ve felsefeyi etkiliyor, yeni bir anlayış getiriyor. Çünkü bu deneylerde deneyi yapanın niyetinin ve düşüncelerinin deney sonucunu etkilediği ortaya çıkıyor, bu da düşüncenin maddeyi etkilediği sonucunu doğuruyor. Bizlerin algısı sadece üç boyutludur. Yalnızca eni, boyu ve yüksekliği biliriz. Einstein, zamanın da bir boyut olduğunu ve evrenin dördüncü boyutu olduğunu ortaya koymuştu.

 

Fakat bilim adamları zamandan ziyade, başka fiziksel boyutların olabileceğinden bahsediyorlar, bizim göremediğimiz, algılayamadığımız boyutlar. Bir teoride dokuz, bir diğerinde on bir boyutlu bir evren modelinden

bahsediliyor. Bizim algılayamadığımız başka boyutların varlığının keşfedilmesi bambaşka ve fantastik bir dünyanın kapılarını açacaktır. Örneğin başka bir boyutu kullanan bir varlık yalnızca bizim boyutumuzu kullandığında görünür olacak, bizim boyutumuzdan çıkıp farklı ve bilmediğimiz bir boyutu kullanmaya başladığında aniden ortadan yok olacaktır.

 

Birçok bilim adamı ve gazeteci, Cern deneyi ile ilgili tek kelime olumsuz söz sarf etmiyor, farklı görüşler ileri sürenleri de komplocu ilan ediyor. Edinburgh Üniversitesi’nden Peter Higgs’in 1960’lı yıllarda ortaya

 attığı

Higgs Boson (Tanrı’nın zerrecikleri) büyük patlamanın ardından ortaya çıkacağı varsayılan parçacıkların adı. Higgs ’e göre kainat, Higgs Alanı adını verdiği bir enerji tarafından yaratıldı. Bu enerji, büyük patlamanın

ardından ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girdi ve “Higgs Boson” ismi verilen zerreciklerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu zerrecikler maddeye kütle kazandırdı. Ancak Peter Higgs’in bu teorisi kimi saygın fizik

 dergileri tarafından kabul görmemişti. Ünlü fizikçi Stephen Hawking, deneyde kozmolojinin “kutsal kasesi” olan bu parçacığın tespit edilemeyeceğini iddia ediyor ve şunları söylüyor; “Bence daha ilginç olacak şey

Higgs’i bulamamamız olacaktır. Bu bir şeylerin yanlış olduğunu gösterecek ve yeniden düşünmek zorunda kalacağız”. Cern’deki deneye şiddetle çıkan bilim adamları da var. Walter Wagner ve Luis Sancho bu

makinenin beklenenden büyük bir kara delik yaratarak dünyayı içine alacağını, ya da dünyada büyük felaketler getireceğini söyleyerek deneye karşı çıktılar. Eberhard Karls Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi

 Prof. Otto Rössler öncülüğündeki bir grup bilim adamı da, “deney sırasında açığa çıkacak muazzam enerjinin dünyayı yutabilecek kara deliklerin açılmasına sebep olabileceğini söyleyerek, bu deneyin engellenmesi

gerektiğini söylediler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular, ancak başvuru reddedildi. Yine bu deneye karşı olan bilim adamlarına göre cern’deki fizikçiler ateşle oynuyor zira mini kara delikler, bilinen en

tehlikeli nesneler olabilir.

 

cern-deney

 

Cern’de büyük patlama deneyinin başlatılmasından sonra Japonya, Endonezya, Fransız Guanası’nda ve İran’da meydana gelen depremlerle bu deney arasında bir bağlantı var mıydı? Şili’nin Bilimsel ve Teknolojik

Araştırma Ulusal Komisyonunun hazırladığı raporlarda deneyler ve patlamalar arasındaki bağlantı şöyle anlatılıyor:”Bu raporlar Kamchatka’s Karymsky yanardağının ve İtalya’nın Etna yanardağının son günlerdeki

patlamalarının, bu Cern deneyleri ile ilişkili olduğunu ve  Cern deneylerinin trajik olarak yanlış gittiğini bildiriyor. Bu özellikle endişe verici, Nevada’daki 51. Bölge isimli yüksek gizlilikteki üslerinde, Cern’in kuark temelli

iletişim sistemine Kuzey Amerika ‘çapası’ nedeniyle son haftalarda o bölgede 5,000 den fazla deprem oldu…”Bu tesbite Rus bilim adamları da katılıyor. Bu hatanın, önce Şili’de muazzam bir volkanik patlamayı

ateşlediğini ve Çin’de 7.8 büyüklüğünde bir deprem olmasına neden olduğunu belgelediler. Büyük hadron çarpıştırıcısı devreye girdi ve ertesi gün dünya sallanmaya başladı.İran, Japonya, Endonezya ard arda depremlere

 tanık oldu. Haiti de meydana gelen depremin hemen ardından Şili’de 8.8 büyüklüğünde başka bir deprem daha meydana geldi. Şili depreminin ardından bir deprem haberi de Elazığ’dan geldi. Dünya günlerce Haiti,

Şili ve Elazığ arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştı, farklı levhalarda, farklı deprem kuşaklarında bulunuyorlardı, bu yüzden depremlerin birbirini tetiklemediğini söylediler. Ancak önemli bir ayrıntı unutuldu. Hadron

çarpıştırıcısı o tarihte giderek hızlanıyordu. İrlanda’da görülen son volkan patlaması bu raporları ve bilim adamlarının kuşkularını yeniden gündeme getirdi. 9 Şiddetindeki son ve en büyük Japonya depreminin ardından

bir şeylerin depremleri tetiklediği konuşuluyor. Deneyin akıbetinin ne olacağıysa şimdilik bilinmiyor. Belki bir kara delik, belki antimadde

 

Dünyanın merakla beklediği gün, Eylül 2008’di. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, dünyanın gözleri önünde deneyine başladı. Ancak deney, mıknatıslarda gerçekleşen bir arıza sebebiyle durduruldu. CERN uzmanları,

Tanrı parçacığını bulmalarına engel olan arızayı arayadursun, dünyanın en önemli iki fizikçisinin, ortaya attığı iddia, bilim dünyasını karıştırdı. İki bilim adamı deneyin gelecekten sabote edildiğini öne sürdü. Niels Bohr

Enstitüsü’nden H. Bech Nielsen ve Yukawa Fizik Teorisi Enstitüsü’nden Masao Ninomiya tarafından yazılan iki farklı makaledeki teori şöyle: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın çalışmalarında araştırmaları sonuçsuz

bırakan olaylar talihsizlik değil. Çarpıştırıcı gelecek tarafından sabote edildi.. Önce fizik sitesi arXiv.org sonra da New York Times gazetesinde yer alan “Büyük Hadron Çarpıştırıcı’na Gelecekten Bir Etki” ve “LHC’nin

Üzerindeki Gelecek Etkisi” adlı iki makale yazan uzmanlar, şunları söyledi: “Higgs parçasının elde edilmesi, belki de dünyamız ve doğamız için yıkıcı bir etki yaratacak. Belki de gelecekte yapılan bir etki veya

müdahale ile bunun önüne geçiliyor. Tıpkı, dedesine gençliğinde otobüs çarpmasını engellemek için gelecekten gelen bir torun gibi”.

 

CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile ilgili  bir çok iddia ortaya atıldı. Bir diğer adı “Tanrı parçacığı” olan Higgs parçacığı üretmek için çalıştırılacak olan Hadron’un, dünyayı yutacak bir karadelik yaratacağı, zaman

 yolculuğuna neden olarak gelecekten insanların gelmesine olanak sağlayacağı bunlardan bazılarıydı.

 

Cern’de çalışan fizikçilerden bazıları kendini kabala ve simyaya adamış bir felsefeci Rav Michael Laitman’ın öğrencisi. Kabala kara büyü, simya ve metafizik güçlerle ilgili gizli bir ilim. Kabalistler Hz. Süleyman için,

 “O tüm dünyayı büyüyle yönetiyordu” derler. Laitman tüm semavi dinlerin kökeninin kabala olduğunu iddia ediyor. Cern deneyi ile ilgili de şunlar söylüyor:“İnsan kısıtlı algılara sahiptir. Oysa gerçekte bu sadece

yukarıdan, Yaratıcı (Ohr Makif) yoluyla gerçekleşebilir. O yüzden sakin olmanızı tavsiye ederim, keza bilim insanları kukla gibidir, bütün hareketleri Yaratıcı tarafından yönlendirilir.” Laitman kukla olarak tanımladığı

bilim adamlarından bazılarına Kabala dersleri veriyor.

Bazılarına göre Cern deneyinin gerçek nedeni, kabalistlerin de inandığı gibi cinler alemine erişmek. Cern’de çalışan bir fizikçi bu iddiayı güçlendirecek şeyler söylüyor ve şöyle diyor: “Fizik kanunlarını anlamak istiyoruz.

 Örneğin biz şu anda üç boyutta yaşıyoruz. Artı bir boyut olarak zamanı koyduğumuzda 4 boyuta çıkabilir. Ama daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir.

Bu da evrenin sırrı olabilir.” Ünlü kuramsal Fizik Profesör’ü Michio Kaku “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Tanrı’nın Beynini Okumamıza Müsade Edebilir!” adlı yazısında belirttiğine göre Cern’de yapılan deneylerle Sicim

Kuramı’nın aradığı süper parçacıkları bulunabilir, bunlardan yola çıkarak doğadaki 4 temel çekim kuvvetinin tek bir kaynağı olduğu ispatlanabilirse, işte o zaman tek kuvvetin gözlemlenebildiği boyuttan, yani 11.

boyuttan sinyal alınabilir.