Din - Felsefe

Hinduizm  - Budizm

Pdf

Budizm.pdf
Budizm'de Manastır Hayatı.pdf
Lünyu.pdf
Sakyamuni Buda.pdf
Patthana In Daily Life.pdf

 

Video

Ateist Bir Din: Budizm

Buda'nın Yaşamı ve Felsefesi  (Budizm Din Midir, Felsefe Midir-)

Dizi : I

Bu sayımızda :

Budizm ile genel  bilgiler tarihçesi  - kutsal kitapları

       Yayın Tarihi: 01.01.2018

TÜRKİYAT ARASTIRMALARI DERGiSi  sayfa  93

Türk Orta Asyasında Budizm*

Buddhism in Turkish Central Asia

Hans J. KLIMKEIT   Çeviren: Mehmet T. BERBERCAN**

  Buddhism in Turkish Central Asia Author(s): Hans-J. Klimkeit Source: Numen, Vol. 37, Fasc. 1 (Jun., 1990), pp. 53-69 Published by: BRILL Stable URL: http://www.jstor.org/stable/3269824 . Accessed: 19/01/2014 17:30

Pdf

http://schneelaeufer.de/wiki/images/f/fa/Klimkeit-Buddhism_in_Turkish_Central_Asia-1990.pdf

tıklayın

s14_06 - Klimkeit-Buddhism_in_Turkish_Central_Asia-1990.pdf

Bu paragraf yukarıdaki kitabın  çevirisinden alıntı yapılmıştır:

 

Altay bölgesinden İç Asya’ya doğru yeleşen Türkler, 6. asrın ortalarında Orta Asya steplerindeki varlıklarını kuvvetle hissettirmeye başladılar.1 Dinleri gök, toprak ve atalara saygı gibi kültlerden oluşan bir dindi.2 Kuzeydoğu Çin’den Aral Gölü doğu kesimlerine kadar uzanan geniş bir bölgede ilk

Tütkk kağanlığını kuranlar Türküt Türkleridir. Bir süre sonra bu kağanlık pek çok step hanedanlığının paylaştığı ortak yazgıdan kurtulamayarak doğu ve batı olmak ere ikiye bd. Kağanlığın kurucusu ve devletin doğu kanadının ilk h・・darı olarak Bumin Kağan (ölüm. 552) kabul edilir. Kardeşi İstemi ise

devletin batı kanadının hükümdarıydı. Bumin’den evvelki kağanların adları bilinmesine rağmen Eski Türkler, Bumin ve onun kardeşi İstemi’yi Türkk devletinin kurucu babası olarak görmekte ve onların yönetimine tanrısal bir kutsiyet atfetmekteydiler. Ktigin yazıtında zikredildiği gibi “üstte mavi gök, altta yağız yer yaratılınca, ikisinin arasında insanlık yaratılmış ve insanlığı yönetmek üzere atalarım

Bumin Kağan ve İstemi Kağan başa geiş. Onlar başa geçrek Türk milletinin ülkesini ve töresini düzene sokmuşlar.” Bu sözler, 680 yılından sonra kurulan ikinci Türk imparatorluğunun büyük hükümdarlarından Bilge Kağan tarafından söylenmiştir. Bilge Kağan bu yazıtta, imparatorluğun ilk kağanlarının bilgeliğini ve cesaretini mekte ve onların in ve Tibet ile olan ilişkilerinden bahsetmektedir.

Bu yazıtta Budizm ve bu dinin tesiriyle ilgili olarak herhangi bir söz

geçmemektedir. Birinci devletin ikiye bölünmesiyle kurulan iki yeni devletin (Batı ve Doğu), bu dinle kurduğu bağlantı ve bu dini tanıması farklı şekillerde olmuştur.

Kuvvetli ihtimale göre, ilk devletin batı kesimindeki Türkler, Budizm ile daha ce tanışmışlardı. çünkü bu din, o devirlerde batı Türklerinin hakim olduğu bölgelerde, kitlelere yayılmak için gereken yolları çoktan tesis etmişti.

 

Mutlak bir kanıt elimizde olmadığından, o devirde yaşayan batı Türklerinin Budizm’i kabul ettiklerini gösteren bir kesinlik söz konusu değildir. Ancak, batı Türkleriyle meskun Kapisa (Begram) bölgesinde, Türk kağanlığınca kurulmuş bir takım Budist tapınaklar olduğunu öğreniyoruz. Çinli rahip Wu-k’ung, 754 ve 764 yıllarında ziyaret ettiği Gandhara’da, Türkk kağanlarınca inşa ettirildiğini

düşündüğü Budist ibadethaneler keşfetmiştir. 629’da, bütün Orta Asya’yı gezen Husüan Tsang, Budizm’in o yıllarda Türkler arasında yayıldığına ilişkin hiçbir şey zikretmemiş, aksine Türk kağanlarının kendi inanişlarına bağlı olduklarını belirtmiştir. A. von Gabain’e göre Husüan Tsang’ın öncelikli emeli çinli ve Hintli Budistlerle tanışmaktı. Bununla beraber, onun diğer etnik gruplara bağlı

Budistlerle de temas kurmuş olduğunu biliyoruz.

Türk Kağanlığına ve öncellikle onun batı kesimine dönersek, hakikaten de bu kesimin batıdaki ve güneydeki toprak sınırlarının tam olarak nerelere uzandığını bilmiyoruz. Dikkat çeken nokta şu ki, Ceyhun nehri, Sasaniler ile BatıTürk Devleti’nin arasında sınır gevi tlenmiş ve bilinenlere göre,  6cı asırda Batı Tk Devleti’nin sınırları içine girdiği muhtemel olan Afganistan topraklarında

sağlam biçimde kök salmıştı.

Doğu Türk Devleti’nde Çin Budizmi ile temas kurulduğu gözlenir. Çin

kaynaklarında, Batı Wei Hanedanı’nın baş kumandanı ve Kuzey Chou yönetiminin

(556-581) kurucusu Yü-wen T’ai’nin, Ch’ang-an ve başka yerlerde muhtelif sayıda ibadethane ve manastır inşa ettirdiği ve bu yapıların, hem çinlilerin hem de Türklerin ortak kullanımı için yapıldığı zikredilmiş, ayrıca onun “Türklerin Büyük  kağanı, Mu-han (553- 572)” için “Türk İbadethanesi” inşa ettirtiği ve Yü-wen T’ai’nin ikinci halefi, Mingti (556-560)’nin bu ibadethanenin kuruluşunu  anma vesilesiyle bir yazıt diktirdiği belirtilmiştir. Bu yazıtta, “Büyük Türk  İ-ni Wen Mu-han, yaz mevsiminde kuruluşu bitirmek için döndü,bu ibadethanenin yapılması tamamen kutsal bir iştir.” denilerek, Mu-han kağanın askeri vasıfları Övülmüş, Chou sülasinesine yardım ettiği belirtilmiştir ve yazıtın en sonunda Yüen T’ai’nin şevk ile din yayıcı misyonerliğinden bahsedilmiştir. Mu-han Kağan’ın

gerçekten Budizm’i benimsediği şüphelidir. Bu yazıt, biraz da Çinlilerin gerçekleşeni değil de kendi dileklerini yansıtmak istemeleri sebebiyle yazılmış olabilir. Ama gerçek şu ki, 6. Asırda, Ch’ang-an’da Türkler için bir Budist tapınağı inşa ettirilmiştir. Bu durum hatırı sayılır sayıda bir Türk nüfusunun (A.

von Gabain’e göre 6000 kişi) burada yaşamış olduğunu gösteriyor.

 

Budizm'de tanrı

 

Budizm genelde bir din olarak kabul edilir; ancak kimi zaman Budizm için “ruhani felsefe” tanımı da yapılmaktadır. Bunun nedeni Budizm’de mutlak bir yaratıcı tanrı fikri bulunmamasıdır. Buda’nın yaşadığı dönemlerden itibaren, bir yaratıcı kavramının bulunmayışı Budist düşüncenin ayırt edici özelliklerinden biri olagelmiştir.[1] Budizmin yaklaşımı klinik ve sistematiktir; Dört Yüce Gerçek’te Buda ızdırap sorununu analiz etmiş, kökenindeki nedeni teşhis etmiş ve ızdırabı ortadan kaldıracak reçeteyi yazmıştır.

Dört Asil Hakikat, (Pali: cattāri ariyasāccani, Sanskritçe: catvāri āryasatyāni, चत्वारि आर्यसत्यानि), Budizmin temelini oluşturmaktadır.

  1. Dukkha - Yaşam acı dolu dur.

Doğum acı dır, yaşlanmak acı dır, ölüm acı dır; sevmediğin ile birlikte olmak acı dır ; sevdiğinden uzak kalmak acı dır; istediğini almamak acı dır; kısaca , beş olgular ,Upadana acı dır."[1]

  1. Samudaya - Acıların sebepleri: nefret, pisboğazlık ve görmezlik
  2. Nirodha - Sebeplerin sönmesi , acıların sönmesini getirir.
  3. Magga - Acıçekmenin sonunu Sekiz Katlı Asil Yol gösterir.

Buda’nın öğretilerine göre, sekiz katlı asil yolu izleyen tüm duyarlı varlıklar, “bensizlik” (anatta) kavramının kavranması yoluyla cehaleti, dolayısıyla acıyı ortadan kaldırabilir.[2] Bu nedenle, Budizm bir yaratıcı tanrı kavramına değil, ahlak, meditasyon ve bilgelik kavramlarına dayanmıştır.[3] Bu açıdan Budizm, nihai bir Benlik tanımlayan Hindu düşüncesiyle çelişir.

Tüm Budist geleneklerde bir Dharma öğretmeni olarak Gautama Buddha’ya saygı, ruhani gelişimin önemli bir parçası olarak kabul edilir. Pali Budizminde Buda’nın kendisinin tanrılaştırılmasını reddetmiş olduğu kabul edilirken, Mahayana Budizminden kimi okullarda Gautama Buddha, çeşitli doğaüstü güçlere sahip bir tanrı olarak saygı görür:

Dosya:Buddha lantau.jpgGautama Buddha, M.Ö. 563-483 arasında Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm'in kurucusu. Doğduğunda adı Siddhārtha Gautama'dır. (Sanskrit; Pali: Siddhāttha Gotama). Prens Siddharta ya da Śākyamuni (Sakya kabilesinden gelen bilge) adlarıyla da anılır.

Budistler tarafından tüm dünyada Buda olarak kabul edilir. Sanskritçe'de "uyanmış kişi" anlamına gelen Buddha, peşine düştüğü yaşam ve ölümün ardındaki gerçeğin arayışı sonucu Siddharta Gautama'da oluşan ruhani aydınlanmayı anlatmak için kullanılan bir unvandır.Başka dinlerde de kutsal bir figür olarak kabul edilir. Kimi Hindu metinlerde insanları Vedik dinden soğutmaya çalışan tanrı Vişnu'nun avatarı olarak betimlenmiş, Bahailik'te ise bir peygamber sayılmıştır.

Doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir. M.Ö. 563 yılında yaşadığı tahmin edilmektedir. Ancak yapılan yeni araştırmalar bu tarihi değiştirmiştir. Elde edilen bu yeni bilgilere göre; Siddharta tahmin edilen tarihten on yıl, belki de yüz yıl sonra doğmuştur. 20. yüzyıl bilim adamlarının çoğu İsadan Önce ö.560 d.483 tarihlerini uygun bulurken, ölümü için 410 ile 400 yıllarını öneren tarihçiler de bulunmaktadır[1][2]. Bir rivayete göre; Siddharta’nın Hindistan’ın kuzeydoğusunda bugünkü Nepal sınırının yakınlarında yer alan Lumbini’de doğmuştur. Nepal sınırının yakınlarında Kapilavastu şehrinde hüküm süren Sakya hanedanınına mensuptur.

Babası Suddhodana (bugünkü Hindistan - Nepal sınırları içinde bulunur) Şakya kabilesinin kralıdır. Buda’nın kral olan babasının saray törenlerinin ihtişamlı ve abartılı olması, muhtemelen asil bir aileden gelmelerinden kaynaklanmaktaydı. Annesi Maya ve babası Suddhodana, ona “amacına ulaşan” anlamına gelen “Siddharta” ismini verdiler. Lakabı “Shakyamuni” ise kökenini belirtir ve “Shakya ailesinden gelen” anlamını taşır. Siddharta’nın doğumundan sonra onun, dünyaya egemen olacak veya acı dolu dünyaya bilgelik getirecek kişi olacağı tahmin edilmiştir.

Siddharta Gautama her şeye sahip olduğu, dünyadaki tüm sorunlardan uzak kaldığı bir sarayda yaşamıştır. Babası, oğlu Siddharta’nın ondan sonraki kral olmasını istemiş, oğlunun sokaklarda yaşlılığı, hastalığı ve ölümü görmemesi için kraliyet sarayından uzaklaşmasına fazla izin vermemiştir.

Siddharta Guatama, Hint Tanrısı Brahma’ya hayatının sonuna kadar, kendini insanlığı acıdan kurtarmaya adayacağına söz vermiştir. Nedeni ise 29 yaşındayken hayatın gerçekte ne olduğunun,zenginliğin, lüks hayatın hiçbir mutluluk getirmediğinin, insanların yaşadıkları acıların ve önceki hayatının ne kadar anlamsız olduğunun farkına varmış olmasıdır.

Çin ve Hindistan’da iki Budist Mabedi

Nepal de ve Himalayalar da iki Budist Tapınağı

Efsaneye göre; bir keşiş ateşli hastalığı ve çürümekte olan bir cesedi görmüş ve bunun üzerine tüm bu acılara çıkış yolu bulmaya karar vermiştir.(Aslında Buda’nın hayatında efsaneleri gerçekten ayırmak çok zordur.)

Siddharta Buda 29 yaşındayken tek oğlu Rahula’nın doğumundan kısa bir süre sonra, çocuğunu, karısı Yasodhara’yı ve şehrini terk edip çilenin ve acıların kurtuluş yolunu aramaya koyulmuştur.

Altı yıl boyunca Ganj vadisinde çilekeşler gibi dolaşmış, ünlü din eğitmenleriyle (adamlarıyla) bir araya gelmiş, onların yöntemlerini takip etmiş, çalışmış ve çilecilik öğretilerini sıkıca uygulamıştır. Fakat belli bir süre sonra bu dinlerin ve bilgilerinin onun amacına yönelik olmadığını anlayarak vazgeçmiştir. Onları bıraktıktan sonra, öncelikle derin düşünme (Meditasyon) teknikleriyle kendi yolunu aramaya başlamıştır. Diğer din öğretilerinin aşırılığını önlediği için bu durumu “orta yol” şeklinde tanımlamıştır. Siddhartha Gautama’nın ölümünden sonra, hayat hikâyesi öğrencilerinden oluşan Sangha Topluluğu tarafından derlenmiş ve çok uzun bir süre sözlü olarak aktarılmıştır

Siddhartha, dolunaylı bir gecede Bodhi ağacının (incir ağacı) altında meditasyon yaparken aydınlığa ulaştı. O zaman 35 yaşındaydı. Böylece nefret, hırs ve cehaletten arındı ve uyandı.

Uyandıktan sonra Benares (bugünkü Sarnath) yakınlarında yer alan Isipatana’daki geniş vahşi ormanda beş keşişten oluşan bir gruba ilk öğreti sohbetini yaptı. Bu beş kişi, Budist Keşişler Topluluğu’nun (Sangha) ilk üyeleriydi. Siddhartha, Hindistan’ın kuzeydoğusunda 45 yıl boyunca “orta yol” u öğretmeye çalışmış, her kesim önünde konuşmuştur. Hiçbir şekilde sınıf ayrımı yapmamıştır. Kadın-erkek herkes onun öğrettiklerini anlamaya ve onun yolundan gitmeye çok istekliydi.

Sonunda bir gün, Hindistan’ın kuzeydoğusunda yer alan Body-Gaya’daki Neranjara Nehri kıyısında Bodi (incir) ağacının altında otururken ilham gelmiştir, böylelikle Buda “Uyanmış” olur. Siddharta Guatama bu sırada 35 yaşındadır. Bodhi ağacı “bilgelik ağacı” olarak sayılır.

Uyanıştan sonra Buda Guatama, Isipinata’da (günümüzdeki Sarnath) Benares (Ganj nehrinin de içinde bulunduğu, Hindistan’daki kutsal şehir) yakınlarında, “Beşli Askete” (Asket: İnzivada her türlü beşeriyetten arınan) gruba ilk öğretisini anlatır. Bu beş Askete Budist Manastır Topluluğunun (Sangha) ilk dervişleridir. Siddharta Guatama 45 yıl boyunca her gün, kadın erkek tüm halka, krallara ve köylülere, kendilerini dine adayanlara Brahman’lara, dinden uzaklaşanlara, borç verenlere, dilenenlere, azizlere ve hırsızlara bilgi vererek onları aydınlatmak için hep öğretilerini anlatmıştır.

Ölümü

Siddhartha’nın ölümünden Mahaparinibbana Sutta isimli eski kayıtlarda şu şekilde bahsedilir: Buda, son seyahati için yola koyulduğunda 80 yaşındadır. Öğretilerini dinlemek isteyen müritleri ona eşlik ederler.

Bir hikâyede (muhtemelen bir efsanede) ölümünden kısa bir süre önce keşişlerin önünde nilüfer çiçeğinin Buda’nın elinde nasıl açtığı anlatılır. Bu durum karşısında Mahakasyapa’nın dışında diğerleri şaşkındır. O, sadece gülümser. Bu, onun diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu gösterir. Bu yüzden Buda, bütün bilgeliğini ve ruhunu Mahakasyapa’ya devrettiğini söyler. Bu hikâye aynı zamanda Zen Budizm’inin efsanevi kuruluş hikâyesidir. Efsaneye göre, Guatama 80 yaşında Kushinagar’da (günümüzdeki Hindistan başkenti Uttar Pradesh) yediği bozuk bir yemekten zehirlenerek dizanteriden ölür.

Onun bilgeliği kendi öğrencileri tarafından, sözlü olarak yayılmış ve ölümünden yaklaşık 200-300 yıl sonra da yazıya dökülmüştür.

Son sözleri

Siddhartha, Kushinagar’da bir kasabada ölür ve Paranirvana’ya ulaşır. Buda’nın son sözleri şöyledir: „Ey keşişler, size söylüyorum: Her olgu, bir gün yok olmak zorundadır. Bu yüzden yorulmadan savaşın.“ „Olgu“ kavramı diğer çevirilerde „bileşik şeyler“ olarak verilmiştir.

Buda, ölümünden kısa bir süre önce kuzeni ve en yakın müridi Ananda’ya şöyle demiştir: „Sana daha önce de söylemedim mi Ananda? Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir. Doğan her şeyin bir gün yok olmaması mümkün müdür? Mümkün değildir, Ananda.“

Siddharta Guatama, Hindistan’daki (günümüzde de hala var olan) kast sistemini, sosyal gruplar arasındaki sınıf ayrımını kabul etmez. Öğrettiği bilgi yolu, onlar anlamaya istekli olduğu sürece bütün kadın ve erkeklere açıktır.

Buddha'nın hayatını anlatan eserler

Buddhacarita

Buddhacarita’da Ashvaghosa dönemi (M.S.2.yy.) Sanskritçe ele alınmıştır. Ashvaghosa, Hintli önemli bir şairdir. Bu eserde Buda’nın hayatı, doğumundan Paranirvana’ya ulaşmasına kadar, manzum türünde yazılmıştır. Buda’nın hayatı, tüm süsleme araçlarının (skr. Alamkara) kullanılması yoluyla doğumundan parinirvana’ya kadar Hint edebiyatında betimlenmektedir. Buda’nın onu baştan çıkarmaya çalışan Mara’yla olan mücadelesi yine edebi bir biçimde aktarılmıştır. Hindistan’ın en önemli destanı Ramayana ile Buddhacarita nazım şeklinde yazılmış manzum eserlerdir. Bu eserin Sanskritçedeki orijinal hali kısmen korunmuştur. Çince ve Tibetçe dillerine çevrilen eserin içeriği bu çevirilerde tamamen verilmiştir.

Lalitavistara

Lalitavistara, Buda’nın hayatını anlatır. M.S.3.yy. Mahayana Budistleri tarafından oluşturulmuştur. Lalitavistara, tek bir yazar tarafından ele alınmış bir eser değildir. Buda’nın yaşadığı dönemlere kadar uzanan eski ile yeni bölümler yan yana durur bu eserde.

Jataka hikâyeleri

Pali-Kanon’da „Jataka“ başlığıyla yer almaktadır. Buda’nın önceki hayatını anlatan 547 hikâyeden oluşmuştur. „Jati“ Sanskritçe „doğuş“ anlamına gelir. Jatakalar da yeniden doğuş hikâyeleri demektir. Jataka hikâyeleri, beş farklı bölümden oluşmaktadır:

  1. „Günümüz hikâyesi“; burada Shakyamuni’nin hikâyeyi geçmişten hangi vesile ile aktardığı bildirilmektedir.
  2. „Geçmişin hikâyesi“, yani Shakyamuni’nin daha önceki varlığından bahseden hikâye
  3. „gatha“lar; başka bir deyişle, çoğu zaman geçmişin hikâyesine, daha nadiren de şimdiki zamanın hikâyesine bağlı kıtalar.
  4. „gatha“lara yönelik dilbilgisel ve leksikografik yorumlama ve
  5. „özdeşleşme hikâyesi“ (skr.: samodhana); bu hikâyede, geçmişin hikâyesindeki şahıslar ile günümüz hikâyesindeki şahıslarla özdeşleştirilmektedir.

Jataka hikâyelerinin öğretici amacı vardır. Buda’nın önceki hayatında yer alan altı paramitayı (sadaka verme, ahlak, sabır, şevk ya da enerji, tefekkür ve hikmet) öğütler. Çinli Hint gezgini Yi Jing’in de andığı Jataka öykülerinin popülaritesi, sadece yazılı olarak belgelenmiş olmalarında değil, aynı zamanda röliyef şeklinde Hindistan’ın ve Güney Doğu Asya’nın Stupa’larında da tasvir edilmelerinden rahatlıkla görülebilir. Jataka kitabının giriş bölümünde Nidanakatha ele alınmıştır. Nidanakatha, Pali dilinde yazılmış en eski, kapsamlı ve tutarlı Shakyamuni biyografisidir. Bu zamana kadar Theravada okulunun geleneksel önemli Buda kaynağı olarak kalmıştır.

Hikayeler

Jataka, Buda’nın hayatını anlatan ahlaki ve öğretici hikâyelerdir. Aslında bu kavramın tarihi Buda Siddharta Gautama’nın hayatını anlatan olayları kapsamaktadır. Ancak daha sonra bunlara daha fazla ahlaki değerler içeren, önceki varoluş ve varoluş biçimleri ile ilgisi olan öğretiler eklenmiştir. Bugün, hikâye türündeki bazı öğretilerin diğer dinlerden “ödünç alındığı” Jataka’ların bütün diğer hikâyelerin içinde bulunduğundan bahsedilmektedir.

547 adet hikâyeden oluşan Jataka’lar, Sutta Pitaka’da Theravada Budizm’inin Pali-Kanon bölümü olarak (Khuddaka Nikaya Külliyatı) geçmektedir. Bundan başka Budizm’in Sanskritçe, Tibetçe ve diğer dillere yapılmış çevirileri vardır. Özellikle erkek oyuncuların hayvan figürleriyle ortaya çıktıkları Jatakalar, genellikle fablları (hayvan masalları) anımsatmaktadır. Burada, Budizm anlayışına göre hayvan figürlerinin insanlara uyarlanmasından ve onların sadece olayların farklı aşamalarında ortaya çıkmasından kısaca bahsedilmektedir. Mantık çerçevesinde en uygun olan, hayvanların insan vasıflarıyla donatılmasıdır.

Bazı araştırmacıların görüşlerine göre, Budist Jataka’lar, Pancetantra (Tarih Deryası) ve ayrıca dolaylı olarak benzer türdeki Avrupa hikâyeleri için örnek teşkil etmektedir. En azından Pancetantra ile Jataka’nın karşılıklı etkileşim halinde oldukları kesinlik kazanmıştır.

Asya sanatındaki tarihi motifler oldukça yaygındır.

Kutsal emanetler

Tayland’ın “Phradhatu Wat Sri Chom Tong Voravihara” adlı şehrinde bulunan bir kemik parçasının, Buda Siddharta Gautama’nın kafatasına ait olduğuna inanan Budistler, bunu kutsal bir emanet olarak görürler. Siddharta Gautama ölüm döşeğindeyken keşişlerine, cesedini defnetmeleri için Upasakalara(Budizm'de kendini ibadete veren; fakat hiçbir manastıra bağlı olmayan kişi demektir ) emanet ettiğini söylemiştir. Ve böylece keşişler, Siddharta Gautama’nın ölümünden sonra tamamen dağılmışlardır. Ancak öncesinde bir sorun yaşanmış, cesedin yakılması için yeterince odun bulunmuş; fakat çevreden çok az kişi bir araya gelmiştir.

Bundan kısa bir süre sonra da Siddharta Guatama’nın ölüm haberini duyan diğer kişiler gelmiş ve daha sonra küllerin ve kemiklerin hak sahipliği konuşunda anlaşmazlık yaşanmıştır. Sonuçta, küllerin ve kemiklerin paylaştırılmasıyla taraflar uzlaşmış ve efsaneye göre küller sonunda sekiz farklı tepenin altına gömülmüştür.

M.Ö. 232 ve 268 yılları arasında hükümdar olan Mauryan Kralı Ashoka başkanlığında, bu tepeciklerin yedi tanesi tekrar açılmış ve bu kutsal emanetler, kil toprak ya da taşla, tepecik şeklinde inşa edilen, 84.000 kubbeli “Stupa”(Budist rahiplerin eşyalarının saklandığı ve üzerinde şemsiye şeklinde, bazen dairesel bazen de köşeli kubbesi olan tapınak.[4]) tüm Ashoka İmparatorluğu içinde dağıtılmıştır. Bunu başarabilmek için Ashoka’lar muhtemelen bazı eklentileri yapmışlardır. Ayrıca Budizm'de sembolik anlamı olan 8 ve 84.000 sayılarının kullanılmış olması da, bu ifşaatların bire bir şeklinde anlaşılmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Solda Dalai – Lama   sağda  genç Budist rahipler

O zamanlarda yapılan bu kubbelerden (Stupa’lardan) günümüzde yalnızca birkaç tane kalmıştır. Bunlardan biri Gautama’nın doğduğu yere yakın olan Lumbini şehri civarındaki “Piprawah”, diğeri ise, ikinci Budist Konseyinin toplandığı “Vaishali’dir. Kutsal emanetlerin bulunduğu her iki yerin içi, uzun zaman öncesinden yağmalanmış halde bulunmuştur. Ashokas kralı zamanından kalan, en çok bilinen ve en önemli Stupa, Sanchi tepesindeki ‘Büyük Stupa’dır. Günümüzde Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya’da Buddha Shakyamuni’ye ait diş ya da kemik gibi kalıntıların bulunduğu (-Budistlerin kendilerine mal ettikleri-) çok sayıda Budist tapınağı vardır. Myanmar’daki “Altın Kaya” (Goldener Fels) ve “Shwedagon” Tapınakları veya Sri Lanka’daki “Diş Tapınağı”(Zahntempel) ve “Kandy” Tapınakları bunlara örnektir.

Buda destanları

Siddhartha’nın hayatı hakkında bilgilere destanlardan ulaşılır. Yazarlar, Siddhartha’nın hayatı hakkındaki tarihi gerçeklerle ilgilenmiyorlardı. Aksine burada dini üstünlük oluşturma söz konusuydu. Bu nedenle Buda’nın hayat hikâyesinden çok Buda’nın üzerine yazılan destanlardan bahsedilir. Mahavastu da bunlardan biridir:

Mahavastu

Mahavastu ya da Mahavastu-Avadana (Büyük Olay), Hinayana geleneğine göre Mahasanghika okulunda yazılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerde Siddhartha Gautama’nın Buda olabilmek için yaptığı özveriler anlatılmaktadır. Siddhartha’nın öğretme konusundaki yetenekleri burada belirtilmemiştir; çünkü bu konuda Sutra’lardan faydalanılabilir. Hikaye, Buda Dipankara ile başlar, Siddhartha’nın Dipankara’yı nasıl övdüğünü anlatır ve daha sonra Buda Birliği’nin oluşumundan bahseder.

Pali Kanonları (Pali Derlemeleri)

Pali Kanonu ya da Pali Derlemesi, Pali dilinde yazılmış, Buda Siddharta Gautama’nın en eski, tutarlı ve geleneksel öğretilerinin toplamıdır. Bu tanım, “Sanskritçe-Kanonu” ya da “Çin Kanonu” gibi diğer Kanon yazı koleksiyonları Budizm’de farklı kullanılmaktadır. Diğer bir alışılagelmiş tanım olan ‘Üç Sepet’ tanımı Tipitaka metinlerinden (Pali), Tripitaka (Sanskritçe) yapılan bir sözcük çevirisidir. Bu derleme (sepet) diye adlandırılan 3 gruba ayrılmıştır.

Pali Kanonu‘nun kökeni ve adı

Bütün Hint dilleri içindeki en iyi ve tek Budist Kanon, Theravada Budizm’inde geçen Pali derlemeleridir. Pali geleneği, Budizm’in en eski yazı türüdür. Kanon, Metal’de ve Sri Lanka’da Kral Vattagamani Abhaya (89-77 arasında hükümdarlık yapan) zamanında yazıya geçirilmiştir. Bu derleme, Theravada Budizm’inin temelini oluşturmaktadır. 5. ve 6. yy.da fazlaca yapılan yorumlardan bu yana, metnin, Seylan Adası’nda korunduğu söz konusudur.

                                      Solda , Rahipler dini münakaşa anında  sağda  Budist rahipler

Bugünkü Theravada geleneğinde hem Orta-Hint Pali dili kullanılmakta hem de yerel yazılar yazılmaktadır.

6. Budizm Konseyi’ne kadar (1954-56 Rangun) Kanon, Seylan Adası, Burma, Tayland, Kamboçya ve Laos’ta sadece elle yazılarak yayılıyordu. Kanonların, bugüne kadar alışılageldiği üzere, palmiye yapraklarının (bazen odunun) üzerine yazılmasında ısrar edilmiştir. Bazı Birmanya Kralları tarafından teşvik edilen ve yenilenen yazıların kopyalanması alışılmış bir durumdu. 6. ve 7. yy.da olduğu gibi diğer materyallerin altın yapraklar üzerine basılması çok sık rastlanan bir durum değildir. Avrupalı araştırmacıların ilgisi sayesinde desteklenen bu Kanonlar ilk önce 19.yy.da basılmıştır. Bu Pali Kanonlarının hala yanlışlıkla asıl olduğunun vurgulanması, o zamanlar Hint dil ve kültürünü inceleyenlerin hatasından kaynaklanmaktadır. Pali Text Society’nin basılması ve Anton Gueth, Karl Eugen Neumann tarafından yapılan çekişmeli ve hatta şairane Almanca çeviriler, bugün onu filolojik anlamda Batı dilleri içerisinde faydalanılabilir duruma getirmiştir. Çin Mahayana’sındaki Agama Sutralar Batı dillerindeki Pali Kanonlarla içerik yönünden bağdaşmaktadır.

Koleksiyonlardan (nikaya), bölmelerden (vagga) ve bölümlerden oluşan Pali denemeleri, 3 gruba ayrılmıştır. Metinde geçen bilgiler için yapılan kısaltmalar parantez içinde verilmiştir.

1.(Vin) Vinayapitaka − Bir tarikat mensubunun uyması gereken kurallar

  • Maha Vibhanga − Keşişlerin koyduğu kurallar - Patimokkha
  • Bikkhuni Vibhanga − Rahibelerin koyduğu kurallar
  • (Mhv) Mahavagga − En büyük bölümleme
  • (Cv) Culla Vagga − En küçük bölümleme
  • Parivara − Biraraya toplama

2.Suttapitaka − Buda öğretileri

  • (D, DN) Digha − Nikaya − En uzun öğretiler
  • (M, MN) Majjhima − Nikaya − Orta uzunlukta öğretiler
  • (S, SN) Samyutta − Nikaya − Sınıflara ayrılmış öğretiler
  • (A) Anguttara − Nikaya − Eklenmiş öğretiler
  • Khuddaka − Nikaya − Kısa metinler
  • (Khp) Khuddaka-Patha
  • (Dhp) Dhammapada
  • (Ud) Udana
  • (It, Itv) Itivuttaka − Özdeyişler
  • (Sn, Snp) Sutta-Nipata − Bitmemiş eserler
  • Vimana-Vathu − Dini hikâyeler
  • Peta-Vathu − Hayalet hikâyeleri
  • (Thag) Theragatha − Keşişlerin özlü sözleri
  • (Thig) Therígatha − Rahibelerin özlü sözleri
  • Jataka − Yeniden doğuş hikâyeleri
  • (MNid) Maha-Nidesa − Yorumlar
  • (Pts) Pathisambhida-Magga − İlahi güç
  • Apadana − Kutsallığın açıklanması
  • Buddhavamsa − Buda Gautama’nın 24 efsanesi
  • Cariya Pitaka − Dönüşüm
  • Nettipakaran
  • Petakopadesa
  • (Mil) Milindapanha

3. (Abh) Abhidhammapitaka − Bilimsel yazılar, zirvedeki öğretiler

  • (Dhs) Dhammasangani
  • (Vibh) Vibhanga
  • Dhatukatha
  • (Pug) Puggalapannatti İnsanlık tarihi
  • Kathavatthu − Anlaşmazlık konusu
  • (Yam) Yamaka − Zıtlıklar
  • (Patth) Patthana − Belirlenen oluşumlar

Pali Yazınındaki Post-Kanon Eserler

Pali yazılarının kaleme alınmasından sonra Pali yazınında önemli olan ve genelde alıntı yapılan eserler oluşturulmuştur.

Örneğin;

(Vis) Visuddhimagga- Buddhanghasa’nın YorumlarıDiğer önemli yorumlar ise Buddhadatta ve Dhammapala tarafından kaleme alınmıştır. Bazı kitaplarda Kanon derlemelerine yapılan eklemeler tartışma yaratmıştır. Pali Kanonları’nın Tayland versiyonunda, üç bölüm halinde olan Nettipakarana, Petakopedesa, Milindapanha yer almamaktadır.

Tathagata

Tathagata, gerçek yolunda aydınlanmış ve kusursuz bilgeliğe erişmiş demektir. Buda’nın on isminden biridir.

Tathagata, Mahayana Budizm’inde yer alan Buda’nın üç bedeni diye bilinen Trikaya öğretisinde anlatılmaktadır. Buda Dashabala’nın on gücüyle donatılmış kusursuz bir insandır. İki dünya arasında aracılık yapar. Prajna (en yüksek bilgelik) ve Shunyata (boşluk) ile eşit sayılmaktadır.

Bu terim, aynı zamanda Buda ailesinin (Buddhakula) yüce olan beş Buda’sını (Adibuddhas) ifade etmek için kullanılmaktadır. Vajrayana’da Tathagata, ikonografi ve sembolizm (Trikaya) için çok yönlü bir düzenleme ilkesidir. Tathagata, Elmas Sutra’da hem doğal göze hem de ilahi, bilgelik, yani Dharma ve Buda gözüne sahiptir.

Kaynakça :

Yukarıdaki yazımız için  gerek ınternetde ki bazı yazılardan gerekse kütüphanemizdeki kitaplardan ve araştırmalarımızdan istifade edilmiştir

 

İlhan Güngören, Buda ve Öğretisi, Yol Yayınları, 1981,  

Bunlar Budizmde 'Dört Görünüş' olarak adlandırılır. Bakınız The Life of the Buddha: The Four Sights

Nyanatiloka, Nyanaponika, Buddhist Dictionary: Manual of Buddhist Terms and Doctrines,Buddhist Publication Society, 1998, sayfa 13.

Jeffrey Po, “Is Buddhism a Pessimistic Way of Life?”, http://www.4ui.com/eart/172eart1.htm

Walpola Rahula, What the Buddha Taught, Grove Pres, 1959.

Harvey, Introduction to Buddhism,

Bhikku Thanissaro, An Introduction to the Buddha, Dhamma, & Sangha, Access to Insight, 2001.

Peter Harvey, An Introduction to Buddhism Cambridge University Press, 1990,

 (Hisamatsu,

^ Williams, Mahayana Buddhism, Routledge, 1st ed., 1989,

Routledge Encyclopedia of Buddhism,