Pdf

Stonehenge.pdf
Zecharia Sitchin -Yasemin_Tokatli 2006 - 421s.pdf
Göbeklitepe.pdf

 

Video

Stonehenge in hikayesi
Stonehenge yalanının deccalle bağlantısı var mı?
Stonhenge (History Channel) Türkçe Belgesel
National Geographic - Göbeklitepe Belgeseli
12000 sene evvel dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe

 

 

Yayın Tarihi: 01.03.2019 - -01.04.2019

 

 

 

İngiliz arkeologlar Stonehenge anıtının altındaki ve çevresindeki topraklara ait şimdiye kadarki en ayrıntılı haritayı açıkladı.

Arkeologlar çok farklı cihazlarla zeminin üç metre derinliğini taradı. İlk veriler anıtın tek bir yapı olmadığını ve çevresinde 17 tapınak daha bulunduğunu gösteriyor.

İngiltere'nin Wiltshere kentinde bulunan ve geçmişi milattan önce 8000 yılına kadar dayanan Stonehenge taş çemberinin tam olarak ne amaçla kullanıldığı hâlâ bilinmiyor.

Elde edilen kapsamlı verilere dayanılarak Stonehenge anıtının zaman içinde nasıl değiştiğinin ortaya çıkarılması bekleniyor.

Araştırmanın ortaya çıkardığı sürprizlerden biri, Durrington Walls'da bulunan ve 1,5 km. genişliğindeki "süper anıt"ın bir parçasını oluşturan 60 kadar dev taş veya sütunun izlerinin keşfi oldu.

İngiltere Bilim Festivali'nde konuşan, proje başkanı ve Birmingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Vincent Gaffney, "Son dört yıldır bu hayret uyandıran anıta bakıp etrafında neler bulunduğunu anlamaya çalışıyoruz. Burası gerçekten de özel kişilerin gelebileceği, ayrıcalıklı bir yer miydi konusu, en temel soru olarak hep karşımızdaydı." dedi.

 

 

 

 

 

17 dini anıt daha gizli Araştırma ekibinin 12 kilometre kareyi kapsayan üç boyutlu haritası, durumun böyle olmadığını ortaya çıkardı.

Araştırmacılar tüm alanı yüzeyin farklı derinliklerinde tarayabilmek için altı değişik teknik kullandı. Kullanılan cihazlar arasında mıknatıs ölçer, yer radarı ve üç boyutlu lazer tarayıcı gibi gereçler vardı.

Leicester Üniversitesi araştırmacılarından Nishad Karim de, 16. yüzyıla ait Tudor mezarlarını yeniden oluştururken benzer bir yöntem kullanmıştı.

Karim, BBC'ye yaptığı açıklamada "Yeraltı Görüntüleme Cihazı ve diğer teknikler kullanılarak, toprağın derinlikleri açıkça görülebildi ve binlerce yıl önceki uygarlıkların neye benzediği keşfedildi." dedi.

Bölgedeki sayısız tümsekten birinin altında 33 metre uzunluğunda ve 6000 yıllık bir ahşap bina olduğu saptandı. Bu binanın geleneksel gömme törenlerinde ve büyük olasılıkla ölülerin kemiklerinin etten ayrılması gibi geleneklerin yerine getirilmesinde kullanıldığına inanılıyor.

Araştırma ekibindeki bir diğer kurum olan Ludwig Boltzmann Enstitüsü müdürü Prof. Wolfgang Neubauer, "Yapıda üç sıra çatı taşıyıcı direk var. 300 metrekarelik bir alana yayılmış ve hafif ikizkenar yamuk şeklinde. Bu ilginç bir nokta, zira, Avrupa kıtasında da, o dönemden 100-200 yıl önce, dev taşlarla ilişkili benzer ikizkenar yamuk yapı örnekleri görüyoruz." dedi.

Stonehenge civarındaki tümseklerde, anıtla hemen hemen aynı yaşlarda 17 dini anıt ve yapı bulunduğu belirlendi.

Bütün bu ilk bulgular, araştırmacıların verileri daha derin incelemeleri ardından zamanla açığa çıkarılacak olan bölgenin karmaşık tarihine ve değişimine işaret ediyor.

 

Stonehenge’deki mavi taşların, 257 kilometre öteden Wales’ten Wiltshire’e nasıl taşındığı, uzun yıllardır arkeologların kafa yorduğu bir konu.

Stonehenge’deki mavi taşlar hayvanlar tarafından sürüklenmiş olabilir.

Bazı uzmanlar, bu büyük taşları Son Buzul Çağ’da buzulların taşıyıp buraya biriktirdiğini söylerken, diğerleri ise taşların insan gücü ile çalışan kızaklar aracılığıyla sürüklendiğini öne sürüyor.

Fakat yeni araştırma bundan çok daha basit bir açıklamaya, bu büyük taşları taşımak için sığırların kullanıldığına işaret ediyor olabilir.

 

Arkeologlar, sığırların en erken MÖ 6000 tarihinde ağır yükleri çekmek için bir tür makine gibi kullanıldığını buldu.

 

(Stonehenge’e Gömülen On “Yabancı” Kimdi?)

 

Antiquity’de yayınlanan yeni bir çalışmada arkeologlar, Balkanlardaki Neolitik sığırların ayaklarındaki kemiklerin, daha önce düşünülen tarihten neredeyse 2000 yıl önce çekiş güçleri için kullanıldıklarını ortaya koyan belirgin aşınma izleri gösterdiğini keşfetti.

 

Bu, Neolitik çiftçilerin Stonehenge inşa edilmeden 5.000 yıl önce, binlerce yıl boyunca zaten sığırları yük taşımak için kullandıkları anlamına geliyor.

 

Baş yazar Dr.Jane Gaastra, “MÖ 6000 yılı ve dolaylarındaki sistematik çekişler konusunda geçenlerde yaptığımız tanımlama, Stonehenge’in inşası sırasında harcanan emek gücü için kullanıma uygun çekiş hayvanlarının bulunduğuna dair ihtimali çok daha olası hale getirdi. Bu yüzden, evet…  Bu, bize daha fazla araştırma yapmamız için güzel bir yol açtı.” diyor.

 

“Balkanlardaki kemikleri bulduğumuz bölge, Neolitik dönemde yoğun bir ormanlık alandı. Yani, yerleşimleri oluşturmak amacıyla ağaçları kesmek için çok fazla insan gücüne gerek vardı. Bu nedenle sığırlar, ev yapımı için kereste gibi maddeleri taşımaya yardım eden hayati bir varlıktı.”

 

Stonehenge rotası

 

Çalışma, Balkanların orta kısmı ile batısında gerçekleştirildi ve ilk Avrupalı çiftçilerin sığırları sadece et ve süt ürünü kaynağı olarak kullanmadığını, aynı zamanda onları itme kuvveti için de bir kaynak olarak kullandığını gösterdi.

 

Daha önceki araştırmalar, hayvanların çekme güçlerinden kara saban ve at arabasının icadından çok daha sonraya dek yararlanılmadığını öne sürüyordu.

Stonehenge’de de bunla ilgili bir kanıt yoktu, bu yüzden de taşların taşınması için hayvanların kullanılmadığına inanılıyordu.

 

Araştırmanın eş yazarı Dr Marc Vander Linden, “Hayvanların bir şeyler çekmek için kullanılmasının, şimdiye dek genellikle insanlığın saban ve tekerlekle tanışmasına paralel olarak MÖ 5000 ila MÖ 4000 yılları arasında ortaya çıktığı düşünülüyordu. Ancak bizim çalışmamız, bunun söz konusu olmadığını gösteriyor.” diyor.

 

(Stonehenge Benzeri Binlerce Yıllık Sanılan Taşlar 20 Yıllık Çıktı)

 

“Biz bu çalışmamızla, tekerlek ve kara sabanın yeni görücüye çıktığı zamanlarda çiftçilerin bir şeyleri çekme konusunda sığırları kullanmakta zaten deneyimli olduklarını; bunun da bu yeniliklerin yayılmasını kolaylaştırmış olabileceğini ortaya koyuyoruz. Mavi taşlar, sığırlarla bir şeyler çekmenin çoktan hayatımıza girmiş olduğu, MÖ 3. binyılın ikinci yarısında buraya taşındı. Bu açıdan bakıldığında çalışmamız, sığırlarla taşımanın Avrupalı çiftçiler tarafından düşünüldüğünden çok daha önce uygulanmaya başlandığını  gösteriyor. Açıkçası, önümüzde bu şekilde kullanılmadıklarını düşündürecek hiçbir sebep yok.”

Stonehenge’i kim inşa etti?

 

Stonehenge’in kökeni yüzlerce yıldır arkeologların kafasını karıştırıyor:

 

Monmorth’lu Geoffrey 1100 yılında, Merlin’in İrlanda’daki Killarus Dağı’ndaki sihirli taşları kullanarak bu anıtı inşa ettiğini yazmıştı.

 

Bir filozof ve yazar olan John Aubrey ise 1640 yılında, Stonehenge’in (Kelt rahiplere (Druid) ait bir çalışma olduğu yönündeki, 18. yüzyılda bu anıttaki ilk kazıları gerçekleştiren William Stuckley tarafından popülerleştirilecek olan bir görüşü ilan etmişti.

 

1655 yılında ise Mimar John Webb, Stonehenge’in Caelus’a (Gökyüzü Tanrısı Uranüs’ün Latince’ deki adı) olan adanmış bir Roma tapınağı olduğunu iddia etti.

Diğer yorumcular ise Danimarkalıların veya Saksonların bu yapıyı inşa ettiklerini söylüyor.

Söz konusu görüş; bilim insanlarına anıtın geçmişleri MÖ 3100’e dayanan Druidlerden çok daha eski olduğunu fark ettiren radyo karbon tarihlemesinin sonuçları ortaya çıkana kadar geçerliydi.

 

Arkeologlar şu anda yapının Orta Avrupa’dan göç etmiş ilk çiftçiler tarafından inşa edildiğine inanıyor.

 

Araştırmacılar, Orta ve Batı Balkanlar bölgesinde yer alan; günümüzdeki Hırvatistan, Sırbistan, Romanya ve Bosna-Hersek’teki, tarihleri MÖ 6000-4500 arasına uzanan 11 Neolitik alandan, hem erkek hem dişi sığırlardan alınmış 12 sığır ayak kemiği örneğini inceledi .

 

Araştırmacılar, hayvanların ayak kemiklerinin iç kısımda (yükün çoğunu alan alanda) fazladan büyüme gösterdiğini buldular.

 

Stonehenge’de sığırların, çekiş için kullanıldığına dair bir kanıt olmadığını söyleyen Stonehenge uzmanı Profesör Mike Parker Pearson, “Ancak elimizde Mavi taşların geldikleri tarihle aynı tarihlere -yaklaşık MÖ 3000’e- tarihlenen; Galler’ın batısındaki ile jeolojik olarak uyum içinde büyümüş olan yaşlı bir ineğe ait bir sığır çenesi bulunuyor.” diye ekliyor.

 

-----------------ooo0ooo----------------

 

 

 

Netflix’ten Göbeklitepe’yi Anlatan Fantastik Dizi Geliyor

 

Dijital televizyon platformu Netflix’in çekeceği yeni Türk dizisi, Göbeklitepe’ye dair fantastik dizi olacak ve başrolünde Beren Saat oynayacak.

 Fantastik dizinin senaryosunu Nuran Evren Şit yazacak, çekimleri ise ‘Hakan: Muhafız’ı çeken ekip gerçekleştirecek.

Milliyet’ten Sina Koloğlu’nun bildirdiğine göre, Netflix’in yeni projesi Göbeklitepe üzerine tarihi ve fantastik bir dizi olacak.

Dizinin adı, kadrosunda başka hangi oyuncuların olacağı ve yayın tarihi konusunda henüz bir bilgi yok.

 

(İnfografik Anlatımla İnsanlığın İlk Anıtsal Tapınağı Göbekli Tepe)

Son döneme damgasını vuran Netflix’in yapacağı söz konusu dizi, Göbeklitepe’ye duyulan ilgiye büyük bir katkı sağlayabilir. Bu tür yapımların, arkeolojik alanlara ve hatta müzelere bile ziyaretçi çekilmesinde oldukça etkili olduğu biliniyor.

2018 yılında Beyonce’nin, Louvre Müzesi’nde çektiği klibin ardından Louvre Müzesi’nde ziyaretçi rekoru kırılmıştı ve yıl boyunca toplam 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlamıştı.

Öte yandan dünya üzerindeki bilinen en eski anıtsal tapınak olan Göbeklitepe bilim dünyasında zaten oldukça popüler. Geçtiğimiz yıl koruma çalışmaları tamamlanan ve UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne giren Göbeklitepe için 2019 yılı “Göbeklitepe Yılı” ilan edildi.

 

(Göbekli Tepe ile İlgili Tüm Merak Ettikleriniz: Jens Notroff Röportajı)

 

2019 yılı içinde Göbeklitepe’de yoğun bir ziyaretçi trafiği bekleniyor.

 

Keşfedildiği günden beri hem anıtsallığı, hem ince işçiliği, hem de yapıldığı dönem itibariyle herkesi kemdine hayran bırakan Göbekli Tepe, hakkında çıkan tüm sansasyonların haricinde insanlık tarihi açısından oldukça önemli bir arkeolojik alan.

Göbeklitepe

Kazıların başladığı 1995 yılından itibaren uygarlığın kökeni hakkındaki görüşleri değiştiren Göbekli Tepe, belki de tüm insanlığın tarihini baştan yazabilecek bir öneme sahip. Hayvan figürleriyle yontulmuş taşları ve T biçimli sütunlarıyla 12.000 yıllık dairesel yapılar, tarım devriminden ve hatta çanak çömlek yapımının icadından bile daha eski.

(Göbekli Tepe’de Kafatası Kültüne Dair Yeni Kanıtlar Bulundu)

Uzmanlar daha önce, avcı-toplayıcıların yerleşik düzene geçip tarım yapması sonucu anıtsal alanların yapıldığını düşünüyorlardı. Fakat tarıma geçilmeden önce avcı toplayıcı insanlar tarafından inşa edilen Göbekli Tepe, tüm bu düşünce sistemini değiştirdi.

Göbekli Tepe’deki T biçimli dikilitaşların en büyüğünün ağırlığı 16 tonu aşıyor. Bu taşları yontmak ve yakındaki taş ocağından taşımak, çok sayıda insan ve hepsini doyuracak miktarda yiyecek gerektiren zorlu bir organizasyon gerektiriyor.

Burada şimdiye kadar yapılan kazılarda bu insanların yerleşik bir hayat sürdüğüne dair bir kanıt bulunamadı. Bu yüzden Göbekli Tepe’nin dönemsel bir toplanma ve şölen yeri olduğu düşünülüyor.

 

Bu sayfamızda bulunan yazılar Arkeofili

Web sitesinin hoş görüsü ile siz okurlarımızı

Bilgilendirmek için alıntı yapılmıştır.

Kendilerine teşekkür ederiz . Saygılar

Evrenin Sırları Dergisi

Editör: Burhan Zihni Sanus

 

 

   Türkiye’den ve dünyadan güncel haberler, kapsamlı

 dosyalar, röportajlar ve listeler sunarak; arkeolojiyi,

 uzaktan ya da yakından ilgili insanlara anlatmak,

sevdirmek ve Türkiye'de arkeoloji bilimi ile kültür

varlıkları için farkındalık yaratmak üzere kurulmuş

 bir arkeoloji oluşumudur.      

Yazar: Arkeofili Tarih: 17 Ocak 2019

         http://arkeofili.com/yazarlarimiz/