Pdf

Hanokun Gizemleri.pdf
Book of thoth butler new1.pdf
Cleo 5 chap 1.pdf
Le livre de thot.pdf
Tablettesde Thoth2.pdf
The book of tahuti.pdf
Thoth Edition10.pdf

 

Video

Sınırsız Bilgi Kaynağı Sağlayan Kitap; Thoth'un Kitabı
İlahi Sırların Koruyucusu Toth ve Kayıp Sırlar kitabı
Ra’nın ses Kaydı –Vatikanın Antik Mısır Araştırması

 

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 01.08.2019

 

Toth'un Kitabı

 

 

Hazırlayan: Akhenaton

Dinler tarihiyle felsefe ve bilim tarihlerinde geriye doğru gidildiğinde ortak bir kutsal şahsiyetten söz edildiği görülür. Değişik gelenek ve kültürlerde farklı isimlerle anılan bu şahsiyet Greko-Latin literatüründe

 Toth/Thoth ya da Hermes Trismegistos diye şöhret bulmuştur. Bu kişinin felsefe, bilim ve edebiyat tarihlerinde daha çok mitolojik ya da yarı mitolojik niteliklere sahip bir şahsiyet olarak ortaya çıkmasına karşılık dinler tarihinde bir peygamberle özdeşleştirilmesi dikkat çekicidir. Bazı müellifler eski Mısır dinindeki Thoth’u, Mûsevîlik’teki Uhnuh’u, Budizm’deki Buda’yı, Zerdüştîlik’teki Hôşeng’i ve İslâm’daki Hz. İdrîs’i onunla birleştirmişlerdir.

 

Mısır kaynaklı efsaneye göre Thot güneş tanrısı Horus’un oğludur. Çiçero’ya göre, Argus’u öldüren Merküri adlı bir zat bu olay üzerine Mısır’a kaçmak zorunda kaldı, orada Mısırlılar için kanunlar koydu ve öğütler verdi. Mısırlılar, ona Thoth dediler ve yılın birinci ayını (eylül) onun adıyla andılar. Bu bilgileri Çiçero’dan aktaran Lactantius ayrıca Hermopolis şehrini kuranın da o olduğunu, bu kişinin Eflâtun ve Pisagor’dan çok önce yaşadığını söylemektedir. Roma kaynaklarında yaşadığı dönemle ilgili başka görüşler de vardır.[1] Hiyerografik yazıtlara göre Toth, Tanrı Ptah’ın kalbi ve dilidir ve aynı zamanda onun haberlerinin taşıyıcısıdır (Hermeneutes).[2]

 

Araştırmacı Schliemann’ın Girit’te bulduğu bir tablette şöyle denilmekteydi:

 

“Mısırlılar Misar’ın soyundan gelmektedir. Misar tarih Tanrısı Toth’un çocuğuydu Thoth ise bir Atlantis rahibinin göçmen oğluydu. İlk tapınağını Sais’te kurdu ve orada Anavatanının bilgeliğini ve ilimlerini öğretmeye başladı.” [3]

 

Tanrı Osiris ve eşi İsis’in çocukları olan Horus ve Seth, ayrıcada Sekhmet ve Thoth, Eski Mısır’ın en önemli sağlık tanrıları arasındadır. Yılan şeklinde simgelenen Seth’in, insanlara salgınlar, hastalıklar yolladığına inanılır; papirüslerde, kardeşi Horus’un (şahin başlı olarak simgelenir) gözlerini parçaladığı, Tanrı Toth’un (ibis kuşu, yani mısır turnası olarak simgelenir) da büyü aracılığıyla bunları yeniden iyileştirdiği yazılıdır.[4]

 

Toth, edindiğimiz bütün Mısır belgelerine göre, Mısır’dan önce gelen insandan daha kutsal bir mitologya kişisidir. Mısır uygarlığının doğuşunun başlangıcında, rahiplerle firavunların elinde başka dünyaların tüm sırlarını kapsamış ve sahiplerine pek büyük güçler vermiş olacak olan belki de bir tomardan ya da bir yığın yapraktan oluşma Toth Kitabı olmuş olacaktı.[3]

 

Mısır Ölüler Kitabı’nda, şöyle der: "Ben Thoth’um. Göğün rehberi ve dünyanın ve ölüler diyarının ve (bütün) ulusların ve halkların yaratıcısı. Söylediğim majik sözcüklerin kudreti aracılığıyla gizli yerlerde olan ona havayı verdim." [5]

Toth hakkında pek çok efsanevî bilgi mevcut olan, farklı kültürlerde Tehuti, Hz. İdris, Enok vs gibi farklı isimlerle anılabilen ve gizli öğretilerin hamisi ve insanoğluna ilk yazı, bilim ve sanatları öğreten kişi olarak betimlenen kişidir.[6] Aşağı Mısır’a yerleşenler, anavatandan Mısır’a yaklaşık 16.000 yıl önce Thoth’un

önderliğinde Atlantis’ten gelmişlerdi.[3]

 

O bir Atlantisliydi ve tüm mesleklerin Tanrı’sıydı. Mısır’ın en eski kitaplarının yazarıydı. Toth’un yazıyı da icat ettiğine inanılıyor. Efsaneye göre Toth, yazıyı bulup, krala gösterdi. Kral ise, yazı yüzünden insanların hafı­zalarını kullanmaktan vazgeçeceklerini söyledi. İnanışa göre Toth’un yazdığı kitaplar, Tanrı’nın kendi el yazısı ile doludur.[7]

 

Toth, başı bir ibiş kuşunun başı olan bir insan yaratığı olarak tasarlanmıştır.[8] Bilgelik, zaman, akıl ve yazının (hiyerolgif) da temsilcisidir.[9] Elinde bir kamış kalemle parşömen üzerine yazmak için kullanılan o mürekkebin bir paletini tutar. Öteki iki simgesi, ay ve şebektir. En eski geleneğe göre yazıyı bulmuş ve

tanrıların bütün toplantılarında yazmanlık etmiştir. Toth, sonradan Hermes ile özdeşleştirilmiştir.[8] İslam mitinde İdris Peygamber, Yahudilerde Hanok denir.[10]

 

Arasöz: İslâm kültüründe Toth/Hermes ile Hz. İdris arasında irtibat kurulmuştur. İdris kelimesinin “öğrenme ve öğretme” anlamlarına gelen “derese” kökünden türediğini, Eski Mısır’daki Osiris ile İdris kelimeleri arasında ilişki bulunduğunu, İbranice Uhnuh kelimesinin tercümesi olduğunu iddia edenler olmuştur. Ünlü müfessirler Taberi ve Fahreddin er-Râzî, bu irtibatı kuranlar arasında yer almışlardır. Hz. İdris, Kurân-ı Kerîm’de Hz. İsmail ve Hz. Zülkifl gibi peygamberlerden biri olarak zikredilmekte, “sadık bir peygamber olduğu ve yüce bir makama yükseltildiği” haber verilmektedir. Hadislerde Hz. Muhammed’in İdris’le Miraç yolculuğunda semâda karşılaştığı bildirilmekte [11];“Eskiden kum üzerine hat çizen (Hattu’r-remil) bir nebi vardı. Kimin hattı onunkine uygun düşerse o isabet etmiş sayılır.” [12] buyrulmaktadır. Remilciler, bu nebinin İdris peygamber olduğunu iddia etmektedirler.[13]

 

Eflâtun aritmetik, geometri, yazı ve diğer bazı ilimlerin kurucusu olarak Mısır tanrısı Thot’tan bahsetmiştir. Mısırlılar’ın Aa Aa (üç kere büyük) Tehuti şeklinde söyledikleri “mürşid” ya da “öğretmen” anlamına gelen bu ismi Grekler, Hermes Trismegistos tercümesiyle kendi dillerine almışlardır. Bazı Müslüman düşünürler

 bu üçlü oluşa “hikmet üçgeni” (müselles bi’l-hikme) anlamını verirken bunu nübüvvet, hikmet ve hilâfetin Allah tarafından ona bahşedilmesi diye yorumlarlar.

 Bazı müellifler ise bundan üç ayrı Hermes bulunduğu anlamını çıkarırlar.[1]

 

Makedonya’dan getirilip, Milano’da Cosimo de’ Medici’ye verilen 17 ciltlik Grekçe el yazması, Yunanlılar’ın Hermes Trismegistus dediği, Mısır’ın gizli "Thoth Kitabı" bilgisini içeriyordu. Yunan felsefesinin patlayışı ve Mısır’ın antik dini Hermetik inançların etkisinden kaynaklanıyordu, söz konusu tekstin adı Corpus Hermeticum’du. Tekstte, Thoth ve diğer Mısır’lı varlıklar arasında diyaloglar yazılıydı, özellikle de Isis bölümü ilginçti ama bu yazma bilginin tamamının ya da orijinalinin çok azıydı. Göründüğü kadarıyla, Hermetik bilginin ayağı, Plato’nun felsefesi sayesinde yere basmıştır. Hermetikler, evreni ışık-karanlık, iyi-kötü ve ruh-madde olarak görüyorlardı, onların çağdaş versiyonları ise düşünce-beden ikileminin söylevini veriyorlar ve aynı zamanda da gerçek ve ilahi bilgiye ulaşmakla kurtuluşa ulaşacaklarını düşünüyorlar.[14]

 

Bugün, bilinen bir gerçek var. Dünya üzerinde ilk kez yazı yazanlar Mısırlı rahiplerdir. Papirüs bitkisinin yapraklarını düzleştirip kağıt yapan ilk insanlar da yine onlardır. Fakat tüm bu bilgileri nereden öğrendiler? İşte bu hala bilinmiyor. Ama bu konuya ilişkin bir kitabın adı geçiyor: Toth kitabı. Araştırmacılara göre her şey burada yazılıdır, tüm insanlık bilgisi bu kitaptan okunabilir.[7]

 

 

 

İnanca göre Tanrı Thoth tüm gizli bilgiye sahipti, göğün altında gizli bir yerdeki kemerin ya da sütunların altındaki bilinmeyen bir yerde Thoth’un 36.535 kutsal yazıtı saklıydı. Çok değerli olan bu bilgiler, günü gelince İnsanlığın yararı için kullanılacaktı. Gizli Doktrin’e göre Thoth, Mısır kurulurken görünmüştü.

 

İlahi Thoth, ilahi yazardı ve bugüne kadar ulaşan dinsel metinlerin kaynağı oydu, hatta bir inanca göre tüm dinsel metinleri çok uzak ve bilinmeyen geçmişte o yazmıştı, zaten eldeki örnekler bizlere metinlerin özellikle vurgusal olarak çok eski çağları işaret ettiğini gösteriyorlar. Kısmen de olsa, kasıtlı bir seçim

yapıldığında, antik languistik formlar ya da arkaik deyimler anlaşılabiliyorlar. Mısırlılar geleneksel olarak kendilerin önceki çağların yazı stiline uyum sağlamışlardı. Gerçeğin bir kısmı, Alexandria’lı Clement’in sözünü ettiği 42 kutsal Hermes (Thoth) yazmasında saklı olabilir, bilinen birkaç alıntı coğrafi ve tıbbi

 bilgilerin yanı sıra rahiplerle ilgili eğitim metodlarını içermektedir. Thoth’un geleneği yani 42 yazma, daha sonra 42 ana hiyeroglife dönüşmüş de olabilir.

 

Yine Ölüler Kitabı’nda adı geçen "Shu Sütünları" ya da "Tanrıların Yükselen Işığının Sütünları" eş kaynaklarda "Gerçeğin Koridor Kapısının Kuzey ve Güney Sütünları" olarak geçmektedir. Kitabın 125. Bölümünde kutsal giriş yeri tanımlanır, kapı açıldığında kişi tüm negatif yönlerini itiraf etmiştir. Arkaik resimlerde, sütunların birisi beyaz zemin üzerinde siyaha boyanmıştır, ötekisi ise aksine siyah zemin üzerinde beyaza boyalıdır. Burada, zıt güçlerin mutabakatı simgelenirken, ışığın ve karanlığın ebedi dengesi kasdedilir, o zaman gücün doğası görünür olacaktır. Arkaik illustrasyonlara yine Ölüler Kitabı’nın 17. ve 125. bölümlerinde raslanır, bir diğer anlamda Ölüler Kitabı "Per-em-Hru" dünyada keşfedilmiş en eski kitaptır.

 

Beyaz sütunun genel görünümü, ruhun bedenden tamamen kurtuluşunun resimsel görüntüsüdür, artık ceset mumyalanarak ölülerin yargıcı Osiris’e terk edilebilir, bundan sonra arınmış ruhla buluşacak, güneş yükselecek ve yeniden doğacaktır. Siyah sütün, günahların itiraf edildiği karanlıklar patikasıyken, beyaz sütün ışığın ve iyiliklerin anlatıldığı patikadır. [14]

 

Mısır’a ilişkin en eski dokümanlar, M.Ö. 2500’e kadar uzandı­ğına göre, Toth kitabı daha da eski olmalı. insanın aklına kopya edilerek yıllar aşmış olduğu gelmekte.[7]

 

18. yüzyılda Antoine Court de Gebelin adlı bir Fransız gizemci, Tarot’un Mısır büyü tanrısı tarafından tüm bilgileri müritlerine aktarmak için yazdığı simgesel "Thoth Kitabı'nın bir kalıntısı olduğunu iddia etmiştir.[15]

 

Bazı kaynaklar bu kitabın yalnızca iki sayfa olduğunu iddia ederler; başka kaynaklar ise onun kırk iki kitaptan oluştuğunu ve astroloji, tıp, müzik, din, dünya tarihi de dahil olmak üzere Mısır’ın her tür kutsal bilimini kapsadığını ileri sürerler.[5]

 

Okunan ve 1968’de Paris’te yayınlanan Turis papirüsünde bu kitaba dair ilk imâ görülür. Bu papirüs, firavuna karşı büyülü bir entrikayı yüzlerine göre yapılmış balmumundan heykeller yoluyla başlıca danışmanlarını olduğu gibi firavunu da büyüyle ortadan kaldırmayı anlatan entrikayı anlatır. Cezalandırma, korkunç olmuştur. Sarayın 40 subayıyla 6 soylu kadını ölüme mahkum olmuş ve öldürülmüştür. Lânetli Toth Kitabı, ilk o zaman yakılmıştır.[8]

 

Bu kitap, daha sonra Mısır tarihinde 2. Ramses’in oğlu Khanuas’ın ellerinde görülüyor. Bir yazıcınınkinden değil de Toth’un kendi elinden çıkan gerçek nüshayı ele geçirmiş olmalıdır. Belgelere göre bu kitap, güneşi yüz yüze görme imkanını veriyormuş. Aralarında anlaşmak için hayvanların kullandıkları gizli yetenekleri yorumlama gücü gösteriyormuş. Yeryüzü, deniz ve gök cisimlerine ilişkin gücü düzenliyormuş. Ölüleri diriltmek ve uzaktan etki yapmak olanağı sağlıyormuş. Tarihi Mısır belgelerinde tüm bunlar detaylıca açıklanmıştır.[8]

 

1. Eski Krallığın 12. Hanedan’ndan kalan bir papirüse göre; "Büyük Kral Khufu dedi ki; ’Bilinen söylentilere göre Thoth’un gizli odaları vardır, bunlar nerededir?’ Dedy, cevap verdi; ’Himayenize sığınırım büyük Kral’ım ama yerlerini bilmiyorum.’ Kral yine konuştu; ’Nerede olabilirler?’ Dedy cevap verdi; ’Heliopolis’de ters duran, çakmaktaşından oyulmuş bir geçitten söz edilmektedir, Kralım."

 

2. Mısır’ın Ölüler Kitab’ndaki bir bölümde ise şöyle denmektedir; "Hermopolis’de yüce Tanrı Thoth’un kutsal ayaklarının altında çok kalın bir Mısır graniti bulunur, onun üzerindeki yazıya göre Tanr’nın mezarı oradadır. Prens Hor-dedef yani Mycerinus, tapınakları teftiş ederken, bu büyülü yeri buldu."

 

Asklepius metni, Toth kitabından, daha doğrusu içerdiği bilgi­den şöyle söz ediyor:

 

"Geçmişte atalarımız olan Tanrılar, yaratma sanatını biliyorlardı. Heykeller yaptılar ama onlara can veremediler. Kitaptaki bilgilerle, şeytanlar ve meleklerin ruhlarını çağırıp, bu heykellere yerleştirdiler. Böylece bu heykeller canlanıp, iyilik ve kötülük güçlerini kazandılar. Bu bilginin kökeni, Mısır’dan önceki büyük bir uygarlığa kadar uzanır. Onlar Libya’nın ötesindeki bir yerde yaşıyorlardı. Asklepius’a göre bu uygarlık, olsa olsa Atlantis’tir. Yani Toth bilgilerinin kaynağı, Atlantislilerdir."

 

Toth metinleri, 5. yüzyıldan bu yana birçok kez çeşitli eserlerde vurgulandı. Engizisyon, 30 kez Toth kitabını yaktığını belirtti ve kitap sahiplerinin başlarına çok kötü olaylar geldi. Fakat hiçbir zaman kitabın tamamı ya da aslını elinde bulunduran kimse bulunamadı. Öyleyse, bu gizli metinler nasıl yayılıyordu?

 

Aslında Toth kitabı, insana kişisel gayretlerle üstün bilinç kazandırıyor ama okuyucu yalnız başına böyle bir işe kalkışmamalıdır. Çünkü çok tehlikeli sonuçlar görülebilir. Öyle ki, bu iddialara göre, yöntemi ancak özellikli ve etkileyici kişiler öğretebilir. Öyleyse, bu garip kitap, eğer bir yerlerde hala duruyorsa, onu

bilinçsizce ve bilgisizce eline alacaklar için tehlikeli olacaktır. Kitap nerede?: Gizemli kitaplar içerisinde Toth kitabının önemi büyük. Ama, bir farkı var. Kitabın sadece adı ve ünü var.

 

Birçok eski kaynakta ise birkaç satırlık metinler görülüyor. Bunların Toth kitabından alındıkları söyleniyor. Eğer, bu gizemli kitap ortada olsaydı ne olurdu? Üzerine efsaneler kurulan birçok benzeri kitap gibi özel bir koleksiyonun ya da bir müze-kitaplığın bir parçası mı olurdu? Yoksa, akıl almaz gücünü kullanıp, insanlığı mı etkilerdi? [14]

 

Bir diğer bilgiye göre Toth, kitabını kendi eliyle yakmış. Böylece kötülüğü uzaklaştırdığına inanıyordu.[7]

 

Tarih, bu kitapların varlığını destekliyor. Ama, onların nasıl ve niçin kullanıldıklarını belirtmiyor. Bir diğer bilinmeyen önemli nokta, Toth kitabının iyiye mi, yoksa kötüye mi yönelik yazıldığıdır. Bu sorunun cevabını vermek pek güç değil. Kitap ne içerirse içersin, kişinin ahlaki yapısının ve arzularının etkisi, böyle bir kitabı yönlendirebilir. Kim bilir, belki de Toth kita­bının bir kopyası bir sahafta yıllardır bekleyip duruyordur. Ta ki, bilen ve anlayan bir alıcı çıkıncaya kadar.[7]

 

Böyle bir kitap, kuşkusuz dayanılmaz bir tehlikedir. Khanuas, gerçek kitabı yakıyor ya da yaktığını ileri sürüyor. Aynı metin bu ateşten doğma kitabın ateşle (yakarak) yok olamayacağını söylediğinden, serüven öyleyse çelişkilidir. Ama bu "yok olma" gerçekleştiyse bile, ancak geçicidir. Kitap, Metternich dikilitaşının. Mehmet Ali Paşa’ca Metternich’e sunulmuş olduğundan böyle anılan dikilitaşın üzerindeki yazıtlarda yine ortaya çıkıyor. Bu dikilitaş 1828’de bulunmuş olup M. Ö. 360‘dan kalmadır. Mısır tarihi bakımından, bu, öyleyse yeni bir belgedir. Ayrıca bu dikilitaşın akreplerin ısırmasına, güçlükle kanıtlanabilen etkiye karşı, Avusturya’da az bulunan akrepleri koruduğu görülüyor. Bu dikilitaş, her halde üç yüzü aşkın tanrıyı, içlerinde başka yıldızların çevresinde dolanan gezegenlerin

tanrılarını da temsil ediyor. [8]

 

Kaynaklar

[1] Mahmut Erol Kılıç, "Hermes" maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt:17, s.228.

[2] Mahmud Erol Kılıç, "Ebu’l-Hukemâ: Hikmetin Atası", Divan, 1998/2, s.4.

[3] Gülfer Ülgentay, "Mısırlıların Kökeni", Ruhsal Araştırmalar Bülteni, İzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği, Aralık 2011 Yıl: 1 Sayı: 11.

[4] Aylin Tandoğan, "Hastane Yatan Hasta Katlarının İç Mekan Analizi" (yüksek lisans tezi), Çukurova Üniversitesi, İç Mimarlık Anasanat Dalı, Adana 2012, s.8.

[5] astropsikoloji.top/haberler/488/irfan-tanrisi-toth.html

[6] Dr. Ayten Aydın, "Ömer Şifaî’nin Mürşid el-Muhtar fî İlm el-Esrâr Adlı Eserinde Simya", Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Anabilim Dalı, Ankara, s.8.

[7] ercan-bas.blogcu.com/misir-tanrisi-toth-ve-onun-gizemli-kitabi/9203932

[8] Jacques Bergier, "Lanetli Kitaplar", Ruh ve Madde Yayınları, çev. Vedat Gülşen Üretürk, İstanbul 1981, s.11-13.

[9] Sudo Dergisi, yıl: 2, sayı:23, Ağustos 2010.

[10] Süha Demirel, "Kemal Çayan: Başlangıç".

[11] Buhârî, “Salat” 1; “Enbiya”, 4-5.

[12] Müslim, “Selâm”, 121; Ebû Dâvûd, “Tıb”, 23

[13] Prof. Dr. İlyas Çelebi, "Hermetizmin İslâm Kültürüne Girişi ve Etkileri", Gnostik Akımlar ve Okültizm Sempozyumu 25-27 Mayıs 2012- Malatya, s.19.

[14] platoni.blogcu.com/hermeteizm-ve-thoth-kitabi-gizemli-kitaplar/3403459

[15] aysavascisi.com/forum/dosya/10245-taraot-un-ic-yuzu.pdf

 

 

                                                   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           Hermetizm ve Thoth Kitabı..

                                                                         

 

 

Hermes (Toth) tüm inançların babası mıydı?

 

Makedonya´dan getirilip, Milano´da Cosimo de´ Medici´ye verilen 17 ciltlik Grekçe el yazması, Yunanlılar´ın Hermes Trismegistus dediği, Mısır´ın gizli Thoth Kitabı bilgisini içeriyordu. Yunan felsefesinin patlayışı ve Mısır´ın antik dini Hermetik inançların etkisinden kaynaklanıyordu, söz konusu tekstin adı Corpus Hermeticum´du. Tekstte, Thoth ve diğer Mısır´ varlıklar arasında diyaloglar yazılıydı, özellikle de Isis bölümü ilginçti ama bu yazma bilginin tamamının veya orjinalinin çok azıydı. Göründüğü kadarıyla, Hermetik bilginin ayağı, Plato´nun felsefesi sayesinde yere basmıştır. Hermetikler, evreni ışık-karanlık, iyi-kötü ve ruh-madde olarak görüyorlardı, onların çağdaş versiyonları ise düşünce-beden ikileminin söylevini veriyorlar ve aynı zamanda da gerçek ve ilahi bilgiye ulaşmakla kurtuluşa ulaşacaklarını düşünüyorlar.

1614 yılında zeki bir eğitmen olan Yunanlı Isaac Casaubon, söz konusu metnin üzerinde çalıştı, bunun antik bir Mısır yazması olduğundan kuşku duyuyordu, tarz Plotinus (II. ve III. Yüzyıl) döneminin stiline benziyordu. Casaubon´a göre Plato ve Aristotle bunu gözden kaçırmışlardı aslında Casaubon´un amacı belliydi, Hıristiyanlık öncesinde hiçbir yazarın Hermes Trismegistus´tan söz etmediğini kanıtlayarak, Hıristiyanlığın İsa´dan öncesiyle ilişkisinin olmamasını istiyordu.

Efsanelere göre, ki bunların çoğunu kilisenin babası Lactantius aktarmıştır, Hermes Trismegistus İsa´nın geleceğini öngörmüştür. Lactantius şöyle aktarır; "Tanrı ve herşeyin Yaratıcısı, ikinci tanrının görünür ve hissedilir olmasını diledi. Onu tek ve yanlız yarattı, bütün güzellikleri ona verdi ve kendi oğlunu sever

gibi sevdi" Bu yaklaşım biraz kuşkuludur çünkü 2. Yüzyıl´ın Neo-Platonistlerine göre Hermes, Musa´nın döneminde yaşamıştır ve bu Yaradılış öyküsü en azından İsa´dan 1.500 yıl öncesine ait olmalıdır; burada biraz aşırılık veya Hıristiyancılık görülmektedir daha uygun olan şey tüm dinsel kişiliklerin yani peygamber statüsünde kabul edebileceğiz kişilerin tümüne bu tanımın yakıştırılabileceğidir. Hermetizm, Neo-Platonik çizgide bir dünya ruhuna inanı, ruhun maddenin içinde bulunduğuna inanılmaz, ruh dünya ruhu ile madde arasındadır ve bu gücün yani ruhun kullanılış sisteminin adı da Maji´dir. Aziz Augustine,

Hermetikler´in pratik Maji ilgili bu yönüne dikkat çekiyor ve uyarıyordu. Kısacası Milat dönemi Hermetizm´in ilk Hıristiyan gnostiklerinin etkilediği söylenebilir hatta öyledir çünkü bu yüzden çeşitli aykırı mezhepler oluşmuştur. Psikolog Carl Jung toplu ruh gruplarına inanıyordu, hipnoz altındayken ve trans süresinde grup ruhu rehberlik ediyordu, işte bu simgesel olay Jung´a göre önceki yaşamın yaşanmasıydı. Özetle Gnostik Hıristiyanlık Hermetik akımla şiddetle bütünleşmiştir daha da ötede Hermetizm, Türk Tasavvufu´nu da derinlemesine etkilemiş ve başta Mevlana, Şems ve Yunus gibi büyükler olmak üzere sayısız Anadolu tasavvufçusu Hermetik köklerden yola çıkmışlardır.

 

Antik Mısır Geleneği

 

Eski Annu kentinde (İncil´de On ve Eski Yunan´da Heliopolis olarak geçer.) Annu adına adanmış büyük kutsal sütünlar vardı, belki o zaman kent bile kurulmamıştı. İnançlara göre bu sütünlar, Yukarı ve Aşağı Mısır´ın tek bir devlet olduğu zamandan kalmışlardı (O zaman Nekheb başkentti). Sonra bu kent Waset diye bilinen Teb oldu, ünvanı "Iwnu Shema" yani Güney Sütünu´ydu. İki ülkenin ikiz sütünuna Hermes Sütünları adı verildiğinde, antik Mısır´ın Ay Tanrısı Thoth, Hermes´e dönüşmeye başlamıştı. İnanca göre Tanrı Thoth tüm gizli bilgiye sahipti, gögün altında gizli bir yerdeki kemerin veya sütünların altındaki bilinmeyen bir yerde Thoth´un 36.535 kutsal yazıtı saklıydı. Çok değerli olan bu bilgiler, günü gelince İnsanlığın yararı için kullanılacaktı. Gizli Doktrin´e göre Thoth, Mısır kurulurken

 görünmüştü;

 

1. Eski Krallığın 12. Hanedanı´ndan kalan bir papirüsa göre; "Büyük Kral Khufu dedi ki; ´Bilinen söylentilere göre Thoth´un gizli odaları vardır, bunlar nerededir?´

 Dedy, cevap verdi; ´Himayenize sığınırım büyük Kral´ım ama yerlerini bilmiyorum.´ Kral yine konuştu; ´Nerede olabilirler?´ Dedy cevap verdi; ´Heliopolis´de ters duran, çakmaktaşından oyulmuş bir geçitten söz edilmektedir, Kralım."

 

2. Mısır´ın Ölüler Kitabı´ndaki bir bölümde ise şöyle denmektedir; "Hermopolis´de yüce Tanrı Thoth´un kutsal ayaklarının altında çok kalın bir Mısır graniti bulunur, onun üzerindeki yazıya göre Tanrı´nın mezarı oradadır... Prens Hor-dedef yani Mycerinus, tapınakları teftiş ederken, bu büyülü yeri buldu."

 

"Ölüler Kitabı"

 

İlahi Thoth, ilahi yazardı ve bugüne kadar ulaşan dinsel metinlerin kaynağı oydu, hatta bir inanca göre tüm dinsel metinleri çok uzak ve bilinmeyen geçmişte o yazmıştı, zaten eldeki örnekler bizlere metinlerin özellikle vurgusal olarak çok eski çağları işaret ettiğini gösteriyorlar. Kısmen de olsa, kasıtlı bir seçim

yapıldığında, antik linguistik formlar veya arkaik deyimler anlaşılabiliyorlar. Mısırlılar geleneksel olarak kendilerin önceki çağların yazı stiline uyum sağlamışlardı.

 Gerçeğin bir kısmı, Alexandria´ Clement´in sözünü ettiği 42 kutsal Hermes (Thoth) yazmasında saklı olabilir, bilinen birkaç alıntı coğrafi ve tıbbi bilgilerin yanısıra rahiplerle ilgili eğitim metodlarını içermektedir. Thoth´un geleneği yani 42 yazma, daha sonra 42 ana hiyeroglife dönüşmüş de olabilir. Yine Ölüler Kitabı´nda adı geçen "Shu Sütünları" veya "Tanrıların Yükselen Işığının Sütünları" eş kaynaklarda "Gerçeğin Koridor Kapısının Kuzey ve Güney Sütünları" olarak geçmektedir. Kitabın 125. Bölümünde kutsal giriş yeri tanımlanır, kapı açıldığında kişi tüm negatif yönlerini itiraf etmiştir. Arkaik resimlerde, sütünların birisi beyaz zemin üzerinde siyaha boyanmıştır, ötekisi ise aksine siyah zemin üzerinde beyaza boyalıdır. Burada, zıt güçlerin mutabakatı simgelenirken, ışığın ve karanlığın ebedi dengesi kasdedilir, o zaman gücün doğası görünür olacaktır. Arkaik illustrasyonlara yine Ölüler Kitabı´nın 17. ve 125. bölümlerinde raslanır, bir diğer anlamda Ölüler Kitabı "Per-em-Hru" dünyada keşfedilmiş en eski kitaptır. ?eyaz sütünun genel görünümü, ruhun bedenden tamamen kurtuluşunun resimsel görüntüsüdür, artık ceset mumyalanarak ölülerin yargıcı Osiris´e terk edilebilir, bundan sonra arınmış ruhla buluşacak, güneş yükselecek ve yeniden doğacaktır. Siyah sütün, günahların itiraf edildiği karanlıklar patikasıyken, beyaz sütün ışığın ve iyiliklerin anlatıldığı patikadır.

 

Antik Yunan Geleneği

 

Mısır panteonunda yani tanrılar galerisinde 12 tanrı gösterilir, Yunanlı tarihçi Heredot, Mısırlılar´ın saygı gösterdiği ölümsüzlerin, 12 Yunan tanrısı olduğunu yazar ve Herkül adını özellikle örnek olarak gösterir. Kökene gidilirse, tapınmanın geçmişinde "Finikeli Ölümsüz" miti karşımıza çıkar, burada çok saygın ve kutsal olan Herkül tapınağı bir kez daha önümüzdedir. Zecharia Sitchin, "The Stairway to Heaven" adlı kitabında Heredot´un bu tapınağı gördüğünü, iki sütünun burada bulunduğunu, birisinin altın, ötekinin zümrüt olduğunu ve gecenin karanlığını gündüz gibi aydınlattığını anlattığını belirtmektedir. Olabilir mi? Bu yoldan giderek, tapınağı arayarak Hermes´e veya Thoth´a ulaşabilir miyiz? Kimdir Thoth? Onun kadar etkin, kalıcı ve karizmatik bir diğer kutsal kişilik daha yoktur; hatta yine Sitchin´e göre, tüm dinsel kişilikler onun prototipleridirler. Biz yine ramaya devam edelim. Plato´nun Timaeus ve Critias adlı eserinde MÖ 560 civarlarında Sais´deki Neith Tapınağı´ndaki gizli koridorlarda, 9.000 yıldır saklanan tarihi kayıtların bulunduğundan bahseder. Tarihçi Proclus´un verdiği yüksek rahibin ismi, Plato´nun yazdığı Sais-Pateneit´le aynıdır. Her iki halde de, tarihçi ve filozof iki Yunanlı antik Mısır arşivlerini bilmektedirler. Bir diğer ilginç olay, bu yüksek rahibin, büyük matematikçi Pythagoras´un hocası olduğunun belirtilmesidir. Araştırmacı-tarihçi Andrew Thomas "On the Shores of Endless Worlds" isimli kitabında kutsal kayıtlarda çok uzak geçmişte dev bir asteroidin dünyaya çarparak, neredeyse tüm yaşamı yok ettiğinden söz ederken, yine aynı kaynağa

yönelir.

Tapınak nerede olabilir?

 

Unutulmamalı ki, Yunan filozofisi ve Mısır bilgeliği tek bir yerde yani Hellenistik dünyanın entellektüel, bilimsel, felsefi ve dinsel merkezi olan İskenderiye´de buluşmuştur. Tarihçi Manetho, (Adının anlamı Thoth´un Armağanı´dır.) Heliopolis´li bir Mısır rahibidir ve Yunanca´ya aktardığı çevirileriyle ünlüdür. Mısır tarihinin derinliklerini onun kadar bilen ve yazan yoktur, Manetho son iki Ptoleme saltanatında yani MÖ 4. Yüzyıl´ın sonunda ve 3. Yüzyıl´ın ilk yarısında yaşamıştı.

Tarihçesinde, Mısır´daki sütünlardan o da söz etmişti. Manetho´ya göre sütünlar Thoth veya Hermes tarafından yapılmıştı ve bu bilgiler Mısır´da bulunuyordu ama bunu anlamak için Büyük Tufan´dan önceki dilin bilinmesi gerekiyordu, bu dil sadece Mısır tapınaklarının çok özel bölümlerinde, seçilmiş rahiplere

öğretiliyordu. Sütünlar, Teb yakınında, Nil´in sularının altındaki mağaralarda bulunuyordu; bu yer Firavun Memnon heykelinden çok uzakta değildi ve o zamanki adı Syringes´di. Tapınak, antik ritüellere uygun olarak yapılmıştı ve içine suyun girmemesi herşey yapılmıştı çünkü Tufan´ın geleceği biliniyordu. General Albert Pike "Morals and Dogma" adlı araştırmasında geçmişin bilgisinin yok olmasından korkulduğunu, bunun için özel törenlerin yapıldığını, sadece Teb´de değil daha birçok yerde benzer yeraltı sığınaklarının yapıldığını yazıyor yani geçmişin daha doğrusu Toth´un bilgisi saklanmış ve gömülmüştü.

 

Sesi kullanma sanatı

 

Hermes Trismegistus, kutsal bir kişiliğe mistik ve ezoterik gerekliliğin sonucunda uydurularak verilmiş bir isimdir. İnsanlar, onun düşüncelerini ve konuşmalarını tasarımlarken daha net ve tanrısal bulanıklıktan uzak olmasını istediler. O, her tanrıyı gözlüyor ve ibadet ediyordu. O, yıldızların yolunu biliyordu, müziği ve dansı yarattı, üç telli lir onun eseriydi aritmetiği, tıbbı ve metal işleme sanatını o öğretti. Sesi kullanmayı biliyordu ve üç kutsal ses tonunu öğretti; sonbahardan gelen keskin ses, kıştan gelen ağır ve ciddi ses, ilkbahardan gelen orta keskinlikte ses. Bu aynı zamanda da gerçek mevsimlerin yani üç ana mevsimin sesleriydi (Yılı üçe bölün, her mevsim dörder aydır.) Hermes, Yunanca´da "Yorumcu" anlamına geliyordu. Mısır hiyerogliflerinin yaratıcısı da oydu, özel olarak seçtiği kişileri sırları aktardı, tahtının bulunduğu yerin adı "Sırlar" , orada yaşayan tanrıları yani özel rahip ya da dinsel veya kutsal kişi sınıfını yaratıyor, onlara bilimi, sanatı öğretiyor ve sembollerin üzerindeki tüllerin hasıl kaldırılacağını gösteriyordu.

 

Sihirli sözcükler

 

Hermetik literatür, bir dizi papirüsle tanımlanır, bunların bir tanesi Asclepius (Yunan Şifa Tanrısı), diyaloğudur. Bu metinde ruhun şeytanlardan nasıl kurtulacağı, meleklerin yardımının nasıl elde edileceği, bitkilerin, mücevherlerin ve kokuların nasıl yararlı olacağı anlatılır ve bunlar bir arada kullanılarak yapılan ayinde kutsal heykel kehanet için konuşacaktır. Bir diğer papirüsda, görüntülerin ve eylemlerin aslında birer hayal oldukları, özel seslerle yenilerinin yaratılabileceği yazılıdır. Sembolist araştırmacı Julian Jaynes "The Origin of Consciousness in the Breakdown of the Bicameral Mind" adlı çalışmasında sihirli sözlerin altından yapılmış bir yaprağa yazılı olduğunu ve yaprağın tapınakta bulunduğunu iddia etmektedir. Bu sözcüklerle her tür görüntü yaratılabilmektedir. Sanki belli "password" lerle çalışan holografik bir makineden söz edilmektedir. Tüm Hermetik bilgi kırıntıları, genel olarak Hermetik Kozmogoni´yi ve Mısırlıların gizli bilimi olan insan ruhunun açığa çıkarılması kültürünü ima ederler. Bazı zamanlarda, Hermes´e "Enoch" adı verilmiştir ama Masonik, Hermetik ve Kabalistik sembolizma uzmanı Manly P. Hall´a göre bu eşleştirme doğru değildir çünkü Enoch başka bir kişiliktir.

 

Ölümsüzlüğün Anahtarı

 

Hermes, insanlarla beraber dünyada yürüdüğü zamanlarda, kendisine güvenilir yardımcılar seçmişti; bunlar Thoth Kitabı´nın izleyicileri veya emanetçileriydiler.

 Bu gizli çalışmanın ya da oluşumun temel amacı, insanlığın yeni nesillerinin özel olarak hazırlanmasıydı, Kitap bu bilgiyi içeriyordu. Ama Thoth Kitabı´nın içeriği ile ilgili hiçbir bilgi yoktur, ilgili olduğu söylenen papirüs metinler, garip hiyeroglif şekil ve sembollerle doludurlar, bazı yaklaşık yorumlara göre havadaki ruhların ve yeraltındaki ilahi varlıkların gücünü elde etmenin bilgisi burada saklıdır. İnsan beyninin doğal olarak bir yerinde, Sırlar´la ilgili bir oluşum vardır, bunun uyarılması yeterli olabilir. İnsan bilincinin açılmasıyla, ölümsüzleri görebilmek ve süper tanrılarla ilişki kurabilmek mümkündür. Çok çeşitli yaklaşımlara göre Thoth kitabı, bu metodu yani uyarılma metodunu öğretir; işte bu "Ölümsüzlüğün Anahtarı" dır ve beynimizde bu anahtarın açacağı gizli bir kapı bulunmaktadır.

 Efsanelere göre, Thoth kitabı altın bir kutunun içindedir ve tapınağın gizli bir bölümünde kilitlidir, geleneksel olarak bir tane olan anahtar "Sırların Efendisi" nde durur, bu kişi Hermetik Eğitim´in en üst düzeyine ulaşmış kişidir. Kutsal kitapta ne yazılı olduğunu sadece o bilir, Thoth Kitabı, bilinmeyen, unutulmuş antik dünyanın tüm bozulmuş bilgilerini de içerir, o yokolmuş geçmişten taşınmış ve kıtadan kıtaya özel bir kutsal kutunun içinde getirilmiştir. Efsanelere göre kitap hala etkindir ve günümüzde de geçerlidir, bizleri ölümsüzlere hatta ölümsüzlüğü götürebilir. Ama günümüzde, Hermes´in eğittiği ilk rahibin ardından gelen bir rahibin olup olmadığı bilinmemektedir. İlginç bir yaklaşıma göre, Ölümsüzler´de kitabın peşindedirler ama nedeni bilinmemektedir, hatta yine bu iddianın paralelinde Çingeneler´in kullandığı Tarot kartları Thoth Kitabı ile ilgilidir yani kitabın simgesel olarak şifrelenmiş 78 sayfasıdır ve Bohemyalı Çingeneler, Serapeum´dan kovulmuş olan antik tapınak halkıdırlar.

 

Hermetik Felsefe

 

Neo-Platonik görüşe göre maddi dünya "Altın Zincir" denen bir dizi aşamadan sonra dönüştürülerek, Varoluş´a ulaşır çünkü madde Varoluş´un en aşağı düzeyidir. Zincirin baklaları ilerledikçe planlar veya katlar arasında yükselmek olasıdır, böylece geriye dönerek Varoluş´un zirvesine tekrar ulaşılır. 5. Yüzyıl´daki Neo-Platonik felsefeciler Göksel Hiyerarşi´den söz ederken, üç kattan söz ediyorlardı, bizimki bunların en alt katıdır. Doğanın elemental dünyası üstteki katların etkisi altındadır, üstteki "Ay-altı" katta yıldızlar ve onların gardiyanları veya ruhları vardır. Kürenin daha üst katında "Süpergöksel Küre" bulunuyor, orada zeki ruhlar vardır ve Bir´ en yakın olan gerçeğin bilgisi burada saklıdır, Yaradılış´ın ilahi kaynağı buradadır ve Bir üç dünyanın veya katın ötesindedir. Katlar kendi içlerinde, çeşitli projeksiyonlar içerirler ve bu oluşum mikrokozmosa kadar gider. İnsan düşüncesinin derinine daha derinine inildikçe aydınlanma başlar, sonunda insan evrene ulaşır yani çember kapanır ve geri dönülür. Hermetik felsefenin temeli bu ana fikirdir ama öğretinin en önemli ve epik örneği aşağıdadır;

 

"Ölümsüz İnsan hermafroditti,

kadın veya erkekti,

ölümsüz gözleyiciydi,

ne uyuyordu, ne de uyumuyordu. Gizem doğada saklıydı,

sonra o, Gök Adam´la evlendi,

yedi adam ortaya çıktı;

hepsi biseksüel, erkek ve kadındı, herbirisi doğanın ve

gezegenlerin yedi gücüne sahipti. Hermes, yedi ırk,

tür ve çarktı,

insanın da içinde bulunduğu

tüm yaşayan

yaratıklar çift cinsiyetliydiler.

Sonra onları ayırdı,

erkekler kendileri,

kadınlar kendileri oldular.

Çünkü "Neden" böyleydi.

Sonra Tanrı kutsal sözü söyledi,

ruh herşeyin içine girdi.

Arttılar, durmadan çoğaldılar,

Onlar serbest bırakıldılar,

Amaç kendilerinin ölümsüz

olduklarını bilmekti.

Çünkü ölümün nedeni

bedeni sevmekti.

Herşeyi öğrenmelerine

izin verildi.

Kendisini tanıdığında

İyi´nin olduğu yere girebilecek.

Poimadres (Hermes´in Vizyonu)

 

Bir´le bütünleşme;

 

Hermetik Öğreti Antik Çağ´dan bu yana etkin olmuştur, Kilisenin budalalığı nedeniyle yakılarak öldürülen büyük düşünür Giordano Bruno; "Biz ebedi dönüşüm acısının içindeyiz, orada taze ve yeni atomların ebedi akışı vardır ve biz onların bizden ayrılmasına izin veririz." diyordu. Tüm antik dünyada, genel olarak insansal kehanet bir rüya değildi. Cicero; "Bil, sen bir Tanrı´sın" diyordu. Hermetik bir text şöyle der; "Seni biliyorum Hermes, sen de beni, ben senim, sen de ben.

" Benzer yaklaşımlara Hıristiyan kaynaklarında da raslanır; İskenderiyeli Clement´e göre, gerçek bir gnostik Hıristiyan Tanrı olmuştur. Lactantlius; "iffetli bir adam sonunda Tanrı olacaktır çünkü Tanrı´nın tüm yönleriyle tanımlanır" der. Philip´in İncili daha açıktır; "Ruhu görürsen ruh, İsa´ görürsen İsa, Baba´ görürsen Baba, kendini gördüğünde ise, ne görürsen o olacaksın." Ve son söz büyük ozan Yunus´tan; "Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm."

 

  

Size yukarıdaki bölümde  Hermetik Oğreti hakkında bir çok ana bilgiyi özet olarak nakil ettik . Daha fazla bilgi hatta bütün öğreti hakkında geniş bilgi için  yazımızın giriş kısmındaki  PDF kitaplar bölümünde

Toht un kitabını Türkçe – Fransızca olarak okuyabilirsiniz ayrıca bu mevzuda bilim insanları tarafından yazılmış bir çok kitapta bulabilirsiniz

Size iyi okumalar dileriz

Bu Sayfa

Dergimiz Editörü

Burhan Zihni Sanus tarafından derlenmiş ve yazılmıştır sizleri bilgilendirmek için bu yazıyı hazırlarken  alıntı yaptığımız web sitelerinin hoş görüsüne sığındık  kendilerine teşekkür ederiz .Saygılarımızla

 

http://tibet06ceylan.blogcu.com/eski-misir-da-din/13481789

Blogunuza eklediğiniz yazıları dilerseniz tüm dünyaya, dilerseniz sadece blogcu

 kullanıcılarına açabilirsiniz. Hatta, dilediğiniz yazıların sadece sizin arkadaşlarınız, veya sadece kendinize açık olması mümkün.